Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 ve 8

Ümitsizlik De Ne?

Allah(cc) ile ilgii yazılar. icinde Ümitsizlik De Ne? konusu , ÜMİTSİZLİK DE NE? Bizleri Celal sıfatlarıyla tehdit eden, Cemal sıfatlarıyla nimetlendirip ümitvar eden Rabbimize sonsuz övgüler… O’nun Sevgili Resulü’ne, Ehl-i Beyt’ine, Sahabelerine ve onlara tâbi olanlara salât ve selâm… Sevgili ...

  1. #1
    Status : BAZGEYLANİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Feb 2009
    Bulunduğu yer: İstanbul
    Mesajlar: 2.910
    BAZGEYLANİ yakında ünlü olacak BAZGEYLANİ yakında ünlü olacak
    Tecrübe Puanı
    0

    Ümitsizlik De Ne?



    ÜMİTSİZLİK DE NE?

    Bizleri Celal sıfatlarıyla tehdit eden, Cemal sıfatlarıyla nimetlendirip ümitvar eden Rabbimize sonsuz övgüler… O’nun Sevgili Resulü’ne, Ehl-i Beyt’ine, Sahabelerine ve onlara tâbi olanlara salât ve selâm…

    Sevgili Dostlar;
    Her ay kapak konumuzu belirlerken, toplum olarak içerisinde bulunduğumuz haleti ruhiyeyi tahlil etmeye ve buna göre, derde derman olacak bahisler açmaya gayret ediyoruz.



    Bu kez de ümitsizliğin her yandan saldırıp adeta bizleri boğmaya çalıştığı bir zaman diliminde, ümitten bahsetmenin bezgin gönüllere şifa olacağını düşündük.

    Gerçekten de ülkemiz insanının doğuya ve batıya açılan konumumuz karşısındaki kararsızlıkları, İslam âleminin bir türlü parçalanmışlıktan kurtulamayışı gibi nedenlerle geleceğe ümitle bakmakta zorluklar yaşıyoruz.

    Diğer yandan, ekonomik sıkıntıların ve geçim derdinin bizleri bir hayli bunalttığı bir dönemden geçiyoruz.

    Biraz dikkat edersek, insanı en çok kaygıya düşüren şeylerin gelecek endişesi ve beklentiler olduğunu görürüz. Yine, sahip olunan hayat standardındaki düşme ve daralmalar, lükse/israfa alışkanlık da ayrı birer mutsuzluk kaynağı…

    Peki, bu sıkıntılardan nasıl kurtulabiliriz?
    Bu, karabasan gibi göğsümüzün üzerine çöreklenmiş kederi, gamı kim dağıtacak? Yüreğimizdeki ateşlere kim su serpecek?.

    Tabi ki biz. İnsanın, olmayan şeyleri -haşa- yaratması mümkün değil ama kendi yüreğine sahip çıkması elinde. Hele hele, zorluklara sabır, sebeplere sarılmak ve ardından Hak’ka tevekkül etmek nedir bilen bir müslümanın, “geçim derdi”ni, adeta kurtulması imkânsız bir bataklık gibi algılaması, anlaşılır bir şey değil.

    Eğer ayeti kerimede uyarıldığımız gibi Şeytan bizi geçim sıkıntısıyla korkuttuğunda, azıcık dahi olsa sabır ve tevekkül gösteremiyorsak, gerçekten acınacak haldeyiz demektir.

    Gördüğünüz gibi dostlar, söz dönüp dolaşıp İslam’ı yaşayamamak üzerine geliyor. Hangi meselemizi ele alsak, hangi toplumsal/ferdi soruna el atsak, altından hep dini hayatımıza lakayt kalışımız çıkıyor.
    Yani, uzaylılar falan deniyor, olmaz ya hani, onlardan biri çıkıp gelse; bir bizim gibi müslümanların haline bakacak, bir de İslamiyet’e. Şaşırıp kalacak!. “Şunlara bakın; hem ellerinde Kur’an, önlerinde Resulullah (sallu aleyhi vesellem) gibi mürşidleri; hem de yok geçim sıkıntısı, yok tembellik, bunalım vesaire… Bunlar bizden ucube!” Diyecekler.

    Çok ağlanacak hallerimiz var dostlar, çook…
    Oysa imanla ümitsizlik, daha baştan bir arada bulunamaz.

    Biz, bu dünya hayatında başıboş bırakılmış değiliz ki ümitsiz olalım.

    Biz, elinden hiçbir şey gelmeyen, kör sebeplere değil, o sebepleri yaratan Yaratıcıya inandığımızdan; rızkımızı bizim gibi aciz insanlardan, kasalardan, ne bileyim bankamatikten beklemeyiz ki!

    Biz; “Her an bir iş işlemekte olan” Kudreti Yüce bir yaratana tevekkül etmişiz, O’nun hükmü hiçbir şeyi dışarıda bırakmaz ki başkalarından medet umalım.

    O, öyle bir Rahman’dır ki kafirin lokmasını dahi kesmiyor, kutuplarda buzulun içindeki kurtçuğun rızkını dahi gönderiyor; bizimkini mi kesecek!. Değilmi ki rızkımıza kefil olmuştur, elbette verecek. Bu korku niye?.

    Bu korku niye ki? İman nurumuz mu zayıflamış? Sinelerimiz mi pas tutmuş? Gaflete, günaha mı dalmışız? Karadeniz’de gemilerimiz mi batmış? Mal-mülk talan mı olmuş? Çeklerimiz mi dönmüş? Vs…

    Biz imanımızdan dönmeyelim de gerisi kolay a dostlar. Maz imanımıza halel gelmesin de… İman evimize kara bulutlar çökmesin de… Gerisi kolay.

    Tövbeyle yeniden ve yeniden diriliriz… Kelimei tevhidle, zikirle, fikirle, şükürle geriniriz. Bir “La havle…” çeker dizlerimizin üzerine doğruluruz. “Bismillahi Ya Allah!.” Der, yeniden ayağa kalkarız.

    Bizim, kurban olduğum Allah’ımız var. Kulunu asla terk etmeyen Rabbimiz var. O’na kim sığındı da çaresiz kaldı? Kim ne istedi de vermedi? Ama dünyada ama ukbada…

    Umutsuzluk da ne? Bunalım, stres de ne oluyor? Müslümanın lügatinde var mı bunlar?.

    Biz yeter ki köklerimize sarılalım. Aslımıza dönelim. Her şeyin çaresi inancımızda saklı.

    O iman çekirdeğini, ibadetle, zikirle besleyelim,
    Sebeplere sarılıp büyük bir azimle çalışalım,
    Bir sıkıntıyla karşılaştığımızda -Allah’tan yardım isteyerek- sabredelim,
    Çalışmamızın karşılığını başka şeylerden değil, Rabbimizden bekleyelim,
    Sonuçta beklentilerimiz gerçekleşirse ne ala; gerçekleşmese bile, bilelim ki bu dünya ebedi değil. Nasıl ki şimdiye kadar yaşadık ve sanki bütün ömrümüz bir an gibi geldi geçti, bunlar da geçip gidecek. Sıkıntı yapsak, üzülsek de geçiyor, üzülmesek de…

    Bizim asıl derdimiz hiç bitmeyecek olan ahiret olsun. Acaba oradaki halimiz ne olacak? Asıl onun tasasını çekelim.

    Kıyamet günü Rabbimizin huzuruna çağrıldığımızda; “Niçin dünyada zengin olmadın? Filan makama niye gelemedin? Filan kadınla/erkekle niçin evlenemedin?” Diye mi sorulacak!.

    Hayır. “Sana verdiğim mal-mülkle ne yaptın veya fakirliğe, yokluğa neden sabretmedin? Filan makama gelebilmek için neden zulmettin, rüşvet verdin, milletin hakkını gasbettin? Eşin ve çocuklarına kanıp niçin gaflete düştün, harama el uzattın?” Diye sorulacak.

    Öyleyse, geliniz tasayı kederi bir kenara bırakalım. Şu üç günlük dünya hayatının, ahiretin tarlası olduğunu unutmayalım. Bizleri bu dünya imtihanına tabii tutup affıyla, merhametiyle bizleri bekleyen o yüce Rahim’e yönelelim.

    “Hasbunellahu ve ni’mel vekîl, ni’mel mevlâ ve ni’me’n nasîr, ğufrâneke rabbenâ ve ileyke’l masîr.”

    “Allah Tealâ bize yeter. O ne güzel bir dost, ne iyi bir yardımcıdır. Ey Rabbimiz! Senin mağfiretini dileriz, dönüş yalnız sanadır.”

    SÜLEYMAN KARAKAŞ
    Yaradılanı Severiz Yaradandan Ötürü

    Hadimin Müslümin

  2. #2
    bakma suskun durduğuma dağlarında sesi çıkmaz
    Status : Helin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Feb 2009
    Bulunduğu yer: ELAZIĞ
    Mesajlar: 183
    Helin seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0

    Allah razı olsun emeğine sağlık

    Öyle senden çok uzaklarda değilim,
    Görmesini bilen gözlerin bakışındayım.
    Belki sana senden daha yakın bir yerde,
    Çarpan kalbinin her atışındayım.








  3. #3
    Status : secere isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Apr 2009
    Mesajlar: 2
    secere seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0

    bende, bunaldım yıkıldım dedğim anda yeniden başa döndüm ve karar verdim.ALLAHIM SANA GELDİM.
    www.islamiforum.info sitesine hoşgeldiniz.
    Otomatik İmzadır,Profilden değiştirebilirsiniz.

  4. #4
    Status : Hasret isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Jan 2009
    Bulunduğu yer: güzel diyarlardan..
    Mesajlar: 4.647
    Hasret yakında ünlü olacak
    Tecrübe Puanı
    0

    Tövbeyle yeniden ve yeniden diriliriz… Kelimei tevhidle, zikirle, fikirle, şükürle geriniriz. Bir “La havle…” çeker dizlerimizin üzerine doğruluruz. “Bismillahi Ya Allah!.” Der, yeniden ayağa kalkarız.

  5. #5
    Status : beyzanur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Jan 2009
    Mesajlar: 2.470
    beyzanur seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0

    Tövbeyle yeniden ve yeniden diriliriz… Kelimei tevhidle, zikirle, fikirle, şükürle geriniriz. Bir “La havle…” çeker dizlerimizin üzerine doğruluruz. “Bismillahi Ya Allah!.” Der, yeniden ayağa kalkarız.


    “Hasbunellahu ve ni’mel vekîl, ni’mel mevlâ ve ni’me’n nasîr, ğufrâneke rabbenâ ve ileyke’l masîr.”

    “Allah Tealâ bize yeter. O ne güzel bir dost, ne iyi bir yardımcıdır. Ey Rabbimiz! Senin mağfiretini dileriz, dönüş yalnız sanadır.”

    emeğine sağlık
    Konu beyzanur tarafından (04-10-2009 Saat 09:03 ) değiştirilmiştir.

  6. #6
    Status : secere isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Apr 2009
    Mesajlar: 2
    secere seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0

    nefsim ile öyle savaş içindeyim ki.
    yaşadıklarımdan hala ders almıyor.
    hala beni hata yapmaya sürükleyebiliyor.
    neden bu kadar güçlü bu nefis
    www.islamiforum.info sitesine hoşgeldiniz.
    Otomatik İmzadır,Profilden değiştirebilirsiniz.

  7. #7
    Status : Gül-i Niran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Oct 2008
    Mesajlar: 4.086
    Gül-i Niran seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0

    ALLAH(c.c)razı olsun İnş.
    Emeginize Saglık Teşekkürler
    Yüzü Dost,Özü Düşmandan usandım,Dili Mümin Kalbi Şeytandan usandım,Dostum, Herkesin Kahrı Çekilirde Ben DAVASIZ MÜSLÜMAN dan usandım.

  8. #8
    Status : Serra_Nur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Nov 2008
    Mesajlar: 2.804
    Serra_Nur seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0



    Allah razı olsun
    çok düşündürücü çok güzel bi paylaşım
    Sizdeki Gençlik Katiyyen Gidecek.

    Eğer Siz Daire-i meşruada kalmazsanız o gençlik zayi olup

    başımıza hem dünyada hem kabirde hem ahirette kendi

    lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek.

    Eğer Terbiye-i İslamiye ile o gençlik nimetine karşı bir

    şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarfetseniz

    o gençlik manen baki kalacak ve ebedi bir gençlik

    kazanmasına sebep olacak.

    Üstad Said Nursi(r.a)

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok



SEO by vBSEO 3.6.0 ©2011, Crawlability, Inc.