HURAFE VE BATIL İNANÇLAR

Muhterem Müslümanlar!

Hurafe: Bilim ve mantık açısından temeli olmayan bazı düşünce ve uygulamaların din adına ileri sürülmesi ve dinde varmış gibi telakki edilmesidir.
Daha geniş anlamıyla bid’at ve hurafeyi şöyle tanımlayabiliriz: Hazreti peygamber döneminde görülmeyip, onunla amel edilmeyen, hatta bir benzeri bulunmayan ve İslamda olmadığı halde sonradan ortaya çıkan ve ibadet kabul edilen görüş ve amellere denir. Her devirde ve her toplumda az ya da çok batıl inançlar ve hurafeler olmuştur.

Aziz Müslümanlar!

Hurafeler, genellikle cahil olan toplumlarda daha fazla görülür ve yayılmaya başlar. Hurafe ve bid’at sapıklık niteliğindedir. Bu ise dinimiz de büyük bir günahtır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) bu konuda bizleri uyarmaktadır: “Biliniz ki sözün doğrusu Allah’ın kitabı, yolun hayırlısı da Muhammed’in yoludur ve işlerin en kötüsü de sonradan ortaya çıkan şeylerdir. Her bid’at sapıklıktır ve her sapıklık insanı ateşe sürükler.” (1) Başka bir Hadis-i Şeriflerinde ise “Allah bid’at sahibinin orucunu, namazını, sadakasını, haccını, umresini, cihadını, maddi yardımını, şahadetini kabul etmez. O, dinden çıkar.” (2)

Mesela, ölüleri anmak ve onlara dua etmek sünnette vardır. Ama ölüler için çay, şeker, helva, et dağıtmak kimin emridir?


Yine yıldızname ye bakmak, dileğinin yerine gelmesi için türbelere bez bağlamak,mum yakmak, türbeler de kurban kesmek, ölülerden medet beklemek kimin emridir?
Kurşun dökmek, kuş ve hayvan ulumasını hayra veya şerre yormak, bazı günlerin uğursuzluğuna inanmak, evlere at nalı, hayvan boynuzu asıp menfaat sağladığına inanmak, muskacıya, falcıya, büyücüye, papaza gidip medet beklemek kimin emridir?
Bunların yapılmasını Yüce Allah mı? yoksa sevgili Peygamberimiz mi? emretmiştir. Elbette ki Rabbimiz’in ve Peygamberimiz’in emri değildir. Bunlar insanların kendi kafalarından çıkarıp, uydurdukları bid’at ve hurafelerdir.

Değerli Mü’minler!

Bu ve buna benzer bid’at ve hurafeleri terk edelim. Hurafe ve bid’atlarin dalalet ve sapıklık olduğunu ve bunun yanında da büyük günahlardan olduğunu da unutmayalım.
Yardım eden, menfaat sağlayan, yaşatan, öldüren, kader ve kısmeti elinde tutan sadece Yüce Allah’tır. İsteyeceksek Allah’tan isteyelim. Allah’a ve Peygambere tabi olalım. Bakınız Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır:
“ Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah’a ve peygambere itaat ederse Allah onu, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; Orada devamlı kalıcıdırlar; işte büyük kurtuluş budur.” (3)
Hutbemi bir ayeti kerimenin mealiyle bitiriyorum: “O, Allah’ı bırakıp kendisine ne faydası ne zararı dokunacak şeylere yalvarır. Bu (Haktan) büsbütün uzak olan sapıklığın ta kendisidir.”

HAZIRLAYAN: Günay ARPA
UNVANI : Selim- Sarıgün Ky. C.İ.H.



1-- Müslim, Cuma, 43
2- İbni Mace Mukaddime, 7/ 49
3—Nisa-4/-13