Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

Peygamberimiz (a.s.m), az günah işleyenlerin ölümünün kolay olacağını haber verdiği ve Kelime-i Tevhid getirmiş olanlara yani mü’minlere ölümleri anında zillet ve korku olmayacağını haber verdiği halde (Münziri, et- Terğib ve’t-Terhib, 2/416-417), ölümden sonraki hayatlarının en yüksek saadet derecesinde olacağını Kur’an’ın haber verdiği bu büyük zevatın ölüm anındaki şiddetli ızdıraplarının sebebi nedir?

İslam alimleri, ölüm anında ızdırap çeken insanların ızdırap sebeplerinin farklı olduğunu haber vermişlerdir. (bk. Hasan İdvi, a.g.e., 40) Buna göre, sekerat-ı mevtin şiddeti şu dört gayeden biri içindir :



1- Manevi derecesini daha çok yükseltmek istediklerine Allah, ölümü anında ızdırap çektirir. Peygamberlerin ve Allah’ın salih kullarının sekerat-ı mevtlerinin şiddetli olması bu sebepledir. Onların ölüm anındaki ızdıraplara katlanmaları, Allah katındaki derecelerini daha fazla yükseltir. Onun için de bu büyük zatların hiçbiri ölüm acılarından ötürü hoşnutsuzluk göstermemişler, daima derecelerinin daha yüksek olması için Allah’a dua etmişlerdir.


2- Allah Teala, günahlarını affetmek istediği mümin kullarının günahlarına kefaret olsun diye sekerat-ı mevtlerini şiddetli eyler. Mümin, dünya hayatında iken çektiği her acı ve ızdıraba, hatta ayağına batan bir dikenin acısına bile karşılık alacağı ve bu ızdıraplara karşılık olarak bir günahının affolunacağı, günahı yoksa bir sevap yazılacağı için (Tirmizi, Cenaiz, 1), onun ölüm anında çektiği ızdırap ve acıları da karşılıksız kalmayacaktır. Bu hakikati kavramış olan Hz. Ömer şöyle diyordu: “Mü’minin üzerinde günahlarından hayatta iken -iyi amelleri ve tövbesiyle silinmemiş- bir şey kalacak olursa, Allah ona sekerat-ı mevti şiddetli kılar. Böylece ruhu Cennet’e ulaşır. Kafir de dünyada iyi bir iş yapmışsa, onun karşılığı olmak üzere, Allah ona ölümü kolaylaştırır ve yaptığı iyiliğin karşılığını dünyada almış olarak onu Cehennem’e atar.”

Kafirlerden kolay bir şekilde ölenler varsa onlara imrenmemeli, asıl ölümden sonraki hayatı huzur içinde olacak olanlara imrenmeli. Çünkü kafirin göreceği mükafatın tamamı dünyada, müminin ki ise hem dünyada hem de ahirettedir. Allah Teala biz müslümanlara kafirlerin dünyadaki bolluk ve refahlarına hayret etmememizi, imrenmememizi emretmiştir. (Tevbe, 9/55) Biz onlardan ölümü kolay olanlara da imrenmeyiz ki, zaten bu pek nadir olur. Genellikle azapları ölüm anından itibaren başlar. Melekler onların ruhlarını alırken onlara azap ederler. İleride açıklanacağı üzere bu, onların azaplarının başlangıcıdır.
Ölüm anındaki acı ve ızdırapların, müminin günahına kefaret olacağını kavramış olan Ömer b. Abdulaziz (v. 101/720) de şöyle diyor: “Bana ölüm sekeratının kolaylaştırılmasını istemem, arzu etmem. Çünkü o, müminin günahlarını örten ve derecesini yükselten son kefarettir.” (İbn Hacer, Fetfu’l-bari, 11/365)
Mü’minin ölümü anında çektiği acı ve ızdıraplar günahlarına kefaret olmakla beraber, onun melekler tarafından müjdelenişi ve meleklerin onu Allah’a kavuşma sevincine gark ederek rifk ile muamele edişleri; müminin de Rabbine kavuşma sevinci içinde oluşu sanki hiçbir şey duymamışçasına kendisine ölüm acılarını kolaylaştırır. Bu dünyada bile böyledir. İnsan, çok büyük zorluklara katlanarak yaptığı bir işin karşılığını alınca, çektiği sıkıntıları hemen unutur, hiç çekmemiş gibi olur.

3- Sekerat-ı mevti şiddetli olanlardan bir kısmı da, baştan başa bir imtihan olan dünya hayatlarının sonunda bir kez daha denenir ve son imtihana tabi tutulurlar. Yani bunların elem ve ızdıraplarının gayesi de denemek ve tecrübe etmektir. Tabii neticede de ona göre karşılıklarını alırlar.


4- Ebedi cezanın başlangıcı olarak ölüm sekeratı şiddetli olanlar da vardır ki bunlar, dünya hayatlarında iman etme şerefine erişemeyip, hep kötülük peşinde koşan kafir ve zalimlerdir. Bunların hali Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılmaktadır: “Ölüm sarhoşluğu ve şiddetleri içinde meleklerin de ellerini uzatarak kendilerine (zalimlere) : Haydi, canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı hak olmayanı söylemiş olduğunuz ve Allah’ın ayetlerinden büyüklenerek uzaklaşmış bulunduğunuz içindir ki, bugün hakaret azabıyla cezalandırılacaksınız, dediklerinde sen o zalimleri bir görsen.” (Enam, 6/93) Bu ayet-i kerime, kafir ve zalim olanların ölürken azap göreceklerini beyan etmektedir. Ayette bildirilen, meleklerin ellerini uzatmalarından kasıt dövmeleridir ki, bu dövme, Bedir Gazvesi’ne katılan müşrikler hakkında inmiş olup (bk. İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri), hükmü umum kafirleri kapsayan şu ayet-i kerimede açıkça ifade edilmiştir : (Ya Muhammed Meleklerin, o kafirlerin canlarını yüzlerine ve sırtlarına vura vura ve: “Tadın Cehennem azabını !” diyerek alırken gözlerinle bir görseydin.” (Enfal, 8/50)

Müfessirler, bu ayetteki dövmekten maksadın azap etmek olduğunu söylemişlerdir. Bu dövme şeklindeki azap, onların ruhları cesetlerinden çıkıncaya kadar sürer. “Haydi canlarınızı kurtarın” dan murat ise şudur: Kafiri ölümü anında melekler azapla, nekal (felaket ve ceza) ile, aglal (kelepçe ve susuzluk) ile, selasil (zincirler) ile, Cehennem ve kaynar su ile ve Allah’ın gazabı ile müjdelerler. O zaman ruhu cesedinde parçalara ayrılır ve cesetten çıkmaktan çekinir. İste o zaman melekler o kafirlere. ruhları cesetlerinden çıkıncaya dek: “Haydi canlarınızı kurtarın!” diyerek vururlar. Yani ruhlarınızı cesetlerinizden çıkarın, derler. Ve dünyada Allah’ı yalanladığınız, onun ayetlerine uymaktan ve Resullerine boyun eğmekten kibirlendiğiniz için bugün hakaret azabıyla cezalandırılacaksınız, derler. Böylece onların şiddetli sıkıntıları kat kat artar, tıpkı suyun, suda boğulanı kapladığı gibi, onları da korkular ve dayaklar kaplar.
Sadece Üyeler Linkleri Görebilir... alıntı