Hatim Grubu Müracaat Namaz Vakitleri Kurallar İstatistikler Salavat Hatmine Katıl
Zurück   Sadece Islami Forum > REHBERİMİZ KUR'ANI KERİM > Kur'ani Kavramlar


Muhkem-Müteşabih...

Kur'ani Kavramlar icinde Muhkem-Müteşabih... konusu , Tarih boyunca, Kur'ân-ı Kerîm'i ve sünneti keyiflerince yorumlayân ve birbirlerini tekfir eden fırkalara rastlanmıştır. Burada usûle riayet etmeden, şahsî kanaati ile tefsir eden mükellefin mesûliyetini ele almamız gerekir. Resûl-i Ekrem'in ...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09-10-2009   #1 (permalink)
ProfiL
~Şem'ine Pervaneyim~
 
~Ahmed~ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Www.islamiForum.info İman Ve Kur'an Nuru İle Yaşayanların Buluşma Adresi
Üye BiLgiLeri
Üye No: 35
Mesajlar: 1.164
Konular:
Bulunduğu yer: Gaziantep
Rep Rütbeleri
Tecrübe Puanı: 5
Rep Puanı : 106
Rep Derecesi :
~Ahmed~ will become famous soon enough~Ahmed~ will become famous soon enough
Teşekkür İstatistikleri
Teşekkürleri: 143
118 mesajına 166 kere teşekkür edildi.
Standart Muhkem-Müteşabih...

Tarih boyunca, Kur'ân-ı Kerîm'i ve sünneti keyiflerince yorumlayân ve birbirlerini tekfir eden fırkalara rastlanmıştır. Burada usûle riayet etmeden, şahsî kanaati ile tefsir eden mükellefin mesûliyetini ele almamız gerekir. Resûl-i Ekrem'in (sav): "Her kim Kur'ân-ı Kerîm'i (hiç bir ilmi olmadan) kendi şahsî reyi ile tefsir ederse cehennemdeki yerine hazırlansın"(1)

buyurduğu ve müminleri uyardığı malûmdur. Nasslan şahsî kanaatlerine göre te'vil eden kimseler, isabet etseler bile, usûl açısından hata etmiş olurlar? Zira mücerred akla ve şahsî kanaate dayanan keyfi yorumların sonu yoktur.(2)

Bu kısa girişten sonra muhkem ve müteşabih kavramlarını kısaca izah edelim. Muhkem lûgatta, metanet verilmiş, sağlam ve kuvvetli manasına gelir (3)

Manası kolaylıkla anlaşılan, hârici bir tefsire ihtiyaç göstermeyen ve tek manası olan âyetler muhkemdir. Sarih ve müfesserden daha kuvvetli olan sözü ifade için kullanılan muhkemin zıddı, müteşabihtir. Tefsir usûlünde, açık ve tevile muhtaç olmayan âyetlere muhkemât, manâsı gizli ve te'vile muhtaç olan âyetlere de müteşabihat denilmiştir. Diğer bir tâbirle müteşabih, bir çok manâya ihtimali olup, bu manâlardan birini tayin edebilmek için hârici bir delile ihtiyacı olan âyetlerdir.Kur'ân-ı Kerîm'in ihkâmından maksat, onun kelime ve manâlarına zarar vermeyecek şekilde sağlamlığı, nazmının güzelliği ise, tamamının muhkem olduğu sabittir. Bunun delili şu âyet-i kerimedir: "Bu âyetleri muhkem olan bir kitaptır." (Hûd sûresi:1).

Belâğatını, icâzını ve bir kısmının diğerinden daha zor anlaşılmasını dikkate aldığımız zaman, Kur'ân-ı Kerîm de müteşabih âyetlerin (müteşabihât) de bulunduğunu söylememiz zaruri olur. Kur'ân-ı Kerîm'in tamamının muhkem olduğunu iddia edenler bulunduğu gibi,tamamının müteşabih olduğunu söyleyenler de olmuştur. Bu iki iddianın da doğru olmadığı şu âyet-i kerime ile sabittir: "Sana kitabı indiren O'dur. Ondan bir kısım âyetler muhkemdir ki, bunlar kitabın anası (temeli)dir. Diğer bir kısmı da müteşabihlerdir. İşte kalplerinde eğrilik bulunanlar sırf fitne aramak (ötekini berikini saptırmak) ve (kendi arzularına göre) te'viline yeltenmek için onun müteşâbih olanına tâbi olurlar. Halbuki onun te'vilini Allah'tan başkası bilemez. İlimde yüksek pâyeye erenler ise: `Biz onan inandık, hepsi Rabbimiz katındandır' derler. Bunları ancak akl-ı selim sahipleri düşünüp anlar." (Âl-i İmrân sûresi: 7).

Kur'ân-ı Kerîm Resûl-i Ekrem'e (sav) indirilirken, âyetlerinin bir kısmı herkesin anlayabileceği şekilde (muhkem), diğer bir kısmı da anlayamıyacağı şekilde (müteşâbih) indirilmiştir. Kat'i farzlari ve ahkâmı (helâl, haram, namaz, oruç, zekat, hac gibi) beyan eden âyetler, muhkem vasfına haizdirler. Tariflerden de anlaşılacağına göre, muhkem, açık ve sarihdir. Müteşâbihat ve kısımları üzerinde değişik görüşler ortaya atılmıştır. İlimde rasih olanlar ile kalplerinde hastalık (maraz) bulunanların tesbiti, müteşâbih âyetler vasıtası ile yapılabilir. Bu hakikatleri esas alan ulemâ, muhkem ile müteşâbihin tarifini yapmaya gayret etmiştir(4) Ulemânın cumhuru, "müteşâbih âyetlerin te'vilini Allahu Teâla dan (cc) başka kimse bilemez" görüşünü benimsemiştir. Onlar, âyetteki Allahu Teâlâ kelimesi üzerinde vakfederler. Ebu'1 Haseve elEş'arî ise âyetteki vakfın (duruş yeri) ve'r-râsihûne fî'l-ilmi de olması lâzım geldiğini ve râsihlerin de müteşâbih âyetlerin tevilini bilebileceklerini söylemektedirler.(5) Kıraat ihtilâfı değişik meseleleri gündeme getirmektedir. Bu görüşü Ebû İshak eşŞirazî daha vazıh bir şekilde açıklamıştır. Selef-i sâlihin döneminde, bu müteşâbih âyetler olduğu gibi kabul edilmiş ve bunlar üzerinde durulmamıştır. Zira Allahu Teâlâ (cc) bu gibi âyetleri kurcalayanların kalplerinin hasta olduğunu haber vermektedir. Resûl-i Ekrem de (sav) müteşâbih âyetlere tâbi olanlardan sakınmayı tavsiye etmiştir. Fakih sahabeler ve halife Hz. Ömer (ra) müteşâbihatı keyiflerine göre yorumlayanların ta'ziren cezalandırılacağını beyan etmişlerdir Meselâ, tabiûn dan İbn Subeyg adında bir şahıs Medine'ye gelip Kur'ân-ı Kerîm'in müteşâbihatı hakkında sualler sormaya başlayınca, rahatsızlık ortaya çıkmıştır. Bunu haber alan Halife Hz. Ömer (ra) onu huzuruna çağırmış, sorguya çekmiş ve yaş hurma dalları ile başını kanatıncaya kadar dövülmesini emretmiştir. Daha sonra o şahsı Medine'den memleketine göndermiş ve onunla hiç kimsenin görüşmemesini Ebû Musa el-Eş'arî'ye emretmiştir (6)

Râğıb el-Isfahânî, müteşabih âyetlerin, manasına vukûf yönünden üç kısımda incelenebileceğini ifade eder. Birincisi: Bilinmesine imkân olmayan müteşâbihlerdir ki, bunu ancak Allah bilir (kıyamet vakti gibi). İkincisi: İnsanoğlu sebeplere tevessül ederek onun manasını bilebilir. Meselâ garib kelimeler, muğlak hükümler gibi. Üçüncüsü: Yukarıda zikrettiğimiz iki madde arasında olanlardır ki, bu da ilimde rusûh sahibi olan bazı zevata tahsis edilmiş, diğerlerinden ise gizlenmiştir.(7)

Genel olarak usûl ulemâsı müteşâbihatı iki kısma ayırmıştır: (a) Muhkem ile mukayese edildiğinde manâsı bilinebilen; (b) Hakikatını bilmeye imkân olmayan âyetlerdir. Mücahid, bunları şöyle tarif etmektedir: Muhkem âyetler helâl ve harama dair olanlardır. Müteşâbihler ise, bazısı bazısını tasdik ve tefsir eden âyetlerdir. İbn Ebi Hatim de, Ali b. Ebi Talha tarikıyle İbn Abbas'dan şöyle rivayet etmektedir: Muhkemler nasih helâl, haram, hudud, feraiz, iman edilip amel edilen hususlardır. Müteşabihler ise, mensuh, mukaddem, muahhar, emsâl, yeminler, iman edilip amel edilmeyen hususlardır (8)Müteşabihin kaynağında Allahu Teâla nın muradının gizliliği bahis konusu olduğuna göre, bu gizlilik bazen lafızda, bazen manada, bazen de her ikisinde birden olur. Müteşabih olan sıfatlar hakkında ulemâ iki mezhebe ayrılmıştır. Birincisi, Allahu Teâla nın müteşabih olan sıfatları malûm gibi görünürse de bu sıfatların zâtına isnadı muhal olduğundan, bunların medlûllerinin tayinini Allahu Teâlâ'nın mutlak ilmine tefviz ve havale etmektir. Onlara sadece inanmak gerekir. Meselâ, meşhur imam Mâlik b. Enes'e istiva hakkında sorulduğunda: "İstiva malûmdur ki, keyfiyeti meçhûldür, ondan sual etmek bid'attır. Senin kötü bir insan olduğunu zannederim, onu benden uzaklaştırın" demiştir. İkincisi; zahiri muhal olan lafzı, Allahu Teâla nın (cc) zâtına lâyık olan bir manaya hamledenlerin mezhebidir. Bu mezheb İmamu'I-Harameyn, Abdu'l-Melik b. Ebi Abdillah b. Yusuf b. Muhammed el-Cuveynî, Ebu'l-Maalî'ye ve onları takip edenlere nisbet edilmiştir.(9) Hapsedilemeyecek bir fıtratta yaratılan insan zekâsı, müteşâbihat üzerinde de işlemeye devam etmiştir. Hele İslâmiyeti ifsad etmek isteyenlerin, bu gibi âyetlere gelişi güzel manâ verişlerini frenlemek ve aynı zamanda kötü neticelerinden müslümanları korumak için müteşâbih âyetleri İslâm'ın ruhuna uygun bir şekilde tevil etmek mecburiyeti hâsıl olmuştur.Kur'ân-ı Kerîm'de müteşâbih âyetlerin bulunması, insanlık için bazı faydalar temin etmektedir. Genellikle bu âyetler sayesinde İslâmiyette insan fikri dondurulmamış, geniş bir fikir hürriyetine müsaade verilmiş ve dinin temellerini kuvvetlendirmekte esaslı rol oynamıştır. Çünkü bu âyetler birkaç manâya tahammül edebilen bir mahiyete haizdir. Müslümanları daha çok öğrenmeye ve başka bilgilere de sahip olmaya sevketmiştir. Yine bu âyetler sayesinde dinin tebliğine ve tesisine mani olmak için sorulan suallere susturucu cevaplar verilmiş ve ilk günde meydana gelecek fesadların önüne geçilmiştir.(10) Kur'ân-ı Kerîm de muhkemle beraber müteşâbihin bulanması, insanoğlu için bir denemedir. Acaba insanlık, dosdoğru olan Peygamber'in haberine itimad ederek gayba inanacak mı? Kur'ân-ı Kerîm bunu güzel bir şekilde ifade eder: Hidayete erenler buna inandık derler; kalplerinde eğrilik bulunanlar, o Rablerinden bir hak olduğu halde onu inkâr ederler ve fitne aramak için onun müteşâbih olanına tâbi olurlar. Bunun diğer bir faydası, insanoğlu ne kadar istidat ve ilim sahibi olursa olsun, onun âciz ve mahlûk olduğunu gösteren bir delil de bu müteşâbihattır. Bu âyetler, Allah'ın ilmiyle herşeyi ihata ettiğini, mahlûkâtın O'nun ilminden ancak O'nun dileyeceği kadarını alabileceğini ifade eder.(11) İnsan, Hâlıkının karşısında kul olduğunu idrak eder. Müteşâbih âyetler sebebiyle aklî deliller ön plâna çıkmıştır. Akıllı olması hasebiyle kıymet kazanan insanın şerefini yükseltmiş olur.

KAYNAKLAR

(1) Sünen-i Tirmizî, İstanbul 1401, c. V, sh. 199, Had. No: 2951.

(2) İmam-ı Suyûtî, Miftahu'I-Cenne fi Ihtica'c bi's-Sünne, Beyrut 1989, sh. 62.

(3) M. Zeki Pakalın, Terimler Sözlügü, İstanbul, ty. c.II, sh. 571.

(4) İmam-ı Suyûtî, el-Itkan fi Ulûmi'f-Kur'ân, Kahire 1368, c. lI, sh. 2-3.

(5) Subhi es-Sâlih, Mebahi's fi Ulûmi'l-Kur'ân, Beyrut 1965, sh. 282. (Ebû İshak eş-Şirazî: "(Kur'ârı da) Allahu Teâl nın ilmini, sadece kendine mahsus kıldığı birşey yoktur. Aksine, âlimleri o ilme vâkıf kılmıştır. Çünü AlLahu Teâlâ (cc) bunu âlimleri medh sadedinde söylemiştir. Şayet onun manâsını bilmeyecek olsalar, avam tabakasına ortak olmuş olurlar" demittir).

(6) Sahih-i Buharî, İstanbul 1401, c. VI, sh. 42.

(7) İbn-i Manzur, Lisânu'I-Arab, Beyrut 1955, c. XIII, sh. 505.

(8) Sahih-i Buharî, c. VI, sh. 4I.

(9) Suyûtî, a.g.e., sh. 2.

(10) Subhi es-Sâlih, a.g.e., sh. 284.

(11) Geniş bilgi için bkz. ez-Zerkânî, Menâhilu'l-Irfan fi Ulûmi'l-Kur'ân, Kahire 1957, c. II, sh.178-181.

[Linki Görebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Üye Olmak İçin Tıklayın]... .
N'ola tacım gibi başımda götürsem daim
Kademi resmini ol hazreti şah-ı Rusül'ün.
Gül-i gülizar-ı nübüvvet o kadem sahibidir.
Ahmeda durma yüzün sür kademine o gülün
~Ahmed~ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2009   #2 (permalink)
ProfiL
unzurnâ
 
Serin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Www.islamiForum.info İman Ve Kur'an Nuru İle Yaşayanların Buluşma Adresi
Üye BiLgiLeri
Üye No: 9817
Mesajlar: 1.150
Konular:
Rep Rütbeleri
Tecrübe Puanı: 3
Rep Puanı : 20
Rep Derecesi :
Serin is on a distinguished road
Teşekkür İstatistikleri
Teşekkürleri: 3
5 mesajına 5 kere teşekkür edildi.
Standart

bu ayetlere bir çok örnekler verirmisiniz bize

Diriliyorum Rabbim!,
Yandığımda Sen’inle söndüğüm, Seni hatırlayıp rûhumu güldürdüğüm, O sırlı gücünden kuvvet aldığım, Sen’inle yürüdüğüm, dua ederek Sen’inle konuştuğumda... İçimdeki tüm ırmaklar sana kavuştuğunda... Ruhum kitabın ve secdenle buluştuğunda…“Ya Rab, bırakma ellerimi” dediğimde diriliyorum. Yeniden cânlanıyor, cânıma cân katıyorum! Cânımda Sen’i buluyorum! Sen’inle huzur doluyorum!
Serin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2009   #3 (permalink)
ProfiL
~Şem'ine Pervaneyim~
 
~Ahmed~ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Www.islamiForum.info İman Ve Kur'an Nuru İle Yaşayanların Buluşma Adresi
Üye BiLgiLeri
Üye No: 35
Mesajlar: 1.164
Konular:
Bulunduğu yer: Gaziantep
Rep Rütbeleri
Tecrübe Puanı: 5
Rep Puanı : 106
Rep Derecesi :
~Ahmed~ will become famous soon enough~Ahmed~ will become famous soon enough
Teşekkür İstatistikleri
Teşekkürleri: 143
118 mesajına 166 kere teşekkür edildi.
Standart

Bu ayetler derken muhkem ayetlere mi, müteşabih ayetlere mi?

[Linki Görebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Üye Olmak İçin Tıklayın]... .
N'ola tacım gibi başımda götürsem daim
Kademi resmini ol hazreti şah-ı Rusül'ün.
Gül-i gülizar-ı nübüvvet o kadem sahibidir.
Ahmeda durma yüzün sür kademine o gülün

Konu ~Ahmed~ tarafından (09-10-2009 Saat 11:38 ) değiştirilmiştir.
~Ahmed~ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2009   #4 (permalink)
ProfiL
unzurnâ
 
Serin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Www.islamiForum.info İman Ve Kur'an Nuru İle Yaşayanların Buluşma Adresi
Üye BiLgiLeri
Üye No: 9817
Mesajlar: 1.150
Konular:
Rep Rütbeleri
Tecrübe Puanı: 3
Rep Puanı : 20
Rep Derecesi :
Serin is on a distinguished road
Teşekkür İstatistikleri
Teşekkürleri: 3
5 mesajına 5 kere teşekkür edildi.
Standart

Alıntı:
Pervane Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu ayetler derken muhkem ve müteşabih ayetlere mi?
e onlardan bahsetmedin mi kardeş.
onlardan işte
ama çokca.

Diriliyorum Rabbim!,
Yandığımda Sen’inle söndüğüm, Seni hatırlayıp rûhumu güldürdüğüm, O sırlı gücünden kuvvet aldığım, Sen’inle yürüdüğüm, dua ederek Sen’inle konuştuğumda... İçimdeki tüm ırmaklar sana kavuştuğunda... Ruhum kitabın ve secdenle buluştuğunda…“Ya Rab, bırakma ellerimi” dediğimde diriliyorum. Yeniden cânlanıyor, cânıma cân katıyorum! Cânımda Sen’i buluyorum! Sen’inle huzur doluyorum!
Serin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2009   #5 (permalink)
ProfiL
»¦ Le nasbirenne ¦«
 
Gülseli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Www.islamiForum.info İman Ve Kur'an Nuru İle Yaşayanların Buluşma Adresi
Üye BiLgiLeri
Üye No: 10497
Mesajlar: 7.719
Konular:
Bulunduğu yer: بلا مكان أو مكتب
Rep Rütbeleri
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı : 210
Rep Derecesi :
Gülseli has a spectacular aura aboutGülseli has a spectacular aura aboutGülseli has a spectacular aura about
Teşekkür İstatistikleri
Teşekkürleri: 106
636 mesajına 888 kere teşekkür edildi.
Standart

Kur'an'daki muhkem ayetlere örnek olması bakımından şu ayete bakabiliriz: «inananlar (savaşla) ilgili bir sure indirilmeli değil miydi?' derler. Fakat hükmü açık ve kesin bir sure (suretü'n-muhkemetun) indirildiğinde ve onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunanların üzerine ölüm baygınlığı çökmüş olanların bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlara düşen itaat etmek ve güzel söz söylemektir.» (Muhammed, 47/20-21)

Savaş ayeti gelmeden önce "Niye savaşla ilgili ayetler gelmedi? Gelseydi de savaşsaydık" bekleyişi içinde olanlara, savaşla ilgili bir emir geldiğinde ise kalplerinde hastalık barındıranlarda daha önceki kararlılıklarından hiç bir iz dahi kalmadığını görürüz.

Kitabın anası olarak nitelenen muhkem ayetler, insanların rablerinin rızasını nasıl kazanacakları, neleri yapıp, neleri yapmayacaklarını ve nelerin kesin itikad esası olduğunu belirten ayetlerden oluşur.

«De ki: "Gelin üzerinize rabbimizin neleri haram ettiğini okuyayım. O'na hiç bir şeyi ortak yapmayın. Ana ve babaya iyilik edin. Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Sizin de, onların da rızkını biz vereceğiz. Fuhşun açığına da, gizlisine de yaklaşmayın, işte Allah, size aklınızı başınıza alasınız diye bunları tavsiye etti."» (En'am, 6/151)

Muhkemlerin işaret ettiği manalar açıktır. Bu ise onların üzerinde düşünülemeyeceği anlamına gelmez. Aksine müslümanlar bu ayetler üzerinde yoğunlaşmalı ve bu ayetlerin pratize edilmesi için her türlü çabayı sarfetmelidirler.


Müteşabih ayetler iki gruba ayrılır:
Mutlak Müteşabihler: Mahiyetlerini yalnız Allah'ın bildiği müteşabihlerdir.
Bazı sureler ki sayısı 29 aettir., tek ve bir kaç harf grubu ile başlamaktadır.

Elif, Lam, Mim
Ya, Sin
Ha, mim
gibi.

Bu harfler Kur’an’ımızın en büyük gizemidir. Peygamberimize sorulduğunda cevap vermemiş, sükût etmiştir. Bu güne kadar da bu konuda bir açıklama getirilememiştir.

İzafi Müteşabihler: Geniş ufuklu ilim sahibi alimler tarafından anlaşılıp açıklama getirilebilen ayetlerdir.

Biz rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirip sizi onunla suladık. O suyu hazinelerde tutan da siz değilsiniz. (Hicr-22)

Allah kimi hidayete erdirmek isterse, onun gönlünü İslâm'a açar. Kimi de saptırmak isterse, sanki göğe yükseliyormuş gibi, göğsünü dar ve sıkıntılı yapar. Allah, inanmayanları işte böyle pislik içinde bırakır. (Enam-125)

"Bahar kışa döner birgün gün akşama çıkar.
Sabahlar sendendir koru beni sabaha eriştir.
Yıldızlar söner birgün dağlar yerinden oynar.
Gökler senindir koru beni kapına yetiştir .
Göklerde ölür birgün yer yerinden oynar.
Her yer senindir koru beni menzile eriştir.
Kuşlar dağılır birgün denizler kaynar ufuklar senindir.
Koru beni ötelere eriştir."
(99 esma 99 dua)

Konu Gülseli tarafından (09-10-2009 Saat 11:59 ) değiştirilmiştir.
Gülseli isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2009   #6 (permalink)
ProfiL
~Şem'ine Pervaneyim~
 
~Ahmed~ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Www.islamiForum.info İman Ve Kur'an Nuru İle Yaşayanların Buluşma Adresi
Üye BiLgiLeri
Üye No: 35
Mesajlar: 1.164
Konular:
Bulunduğu yer: Gaziantep
Rep Rütbeleri
Tecrübe Puanı: 5
Rep Puanı : 106
Rep Derecesi :
~Ahmed~ will become famous soon enough~Ahmed~ will become famous soon enough
Teşekkür İstatistikleri
Teşekkürleri: 143
118 mesajına 166 kere teşekkür edildi.
Standart muhkem ve müteşabih ayetlere misal

Muhkem Ve Muteşabih Âyetler

Bilinmelidir ki Kur’an-ı Kerim’de muhkem ve muteşâbih Âyetler vardır.

هُوَ الَّذِيَ أَنزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ ءايَاتٌ مُّحْكَمَاتٌ هُنَّ أُمُّ الْكِتَابِ وَأُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌ

Âli-İmran Sûresi 7. Âyet meâli : Sana kitabı indiren O’dur (Allah’tır).
Kur’anın bazı Âyetleri muhkemdir bunlar kitabın esasıdır. Diğerleri de muteşâbihtir.


Muhkem Âyetler te’vil kabul etmeyen Âyetlerdir. Çünkü bu Âyetler Arapça dilinde birden fazla anlam taşımazlar. Tek, açık bir anlamları vardır ve okunur okunmaz bu anlam anlaşılır. Tevile ihtiyaç duyulmaz. Şu Âyetlerde olduğu gibi.:

El-Şûra Sûresi 11. Âyeti

لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

Anlamı : O’nun (Allah’ın) benzeri hiçbir şey yoktur. O işiten ve görendir.

El-İhlas Sûresi 4. Âyeti

وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ

Anlamı : O’nun dengi hiçbir şey yoktur.

Meryem Sûresi 65. Âyeti

هَلْ تَعْلَمُ لَهُ سَمِيًّا

Anlamı : O’nun (Allah’ın) hiçbir benzeri yoktur.

Muteşâbih Âyetler ise birden fazla anlam taşıyan, bir yönü mecaz olan, anlamı açık olmayan Âyetlerdir. Bu gibi Âyetlerin Âlimler tarafından muhkem Âyetlere uygun tefsirlerinin yapılmasına ihtiyaç duyulur. Şu Âyetlerde olduğu gibi :

Tâha Sûresi 5. Âyeti

الرَّحْمَنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى

Anlamı: Rahman arşa istiva etmiştir.

Bu Âyeti kerimede geçen istiva kelimesinin arapçada 15 tane anlamı vardır. Bunlardan bir tanesi oturmak anlamını taşırken bazıları da egemenliği altına almak, hükmetmek, korumak, baki kılmak hükümran olmak anlamını taşır. Bunun gibi muteşâbih Âyetler tefsir edilirken muhkem Âyetlere dayandırılması gerekir.

Allah’u Teâla az önce zikrettiğimiz

لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

Âyetinde, Allah’u Teâla gibi hiçbir şey olmadığını belirtilmiştir. Bu yüzden istiva kelimesinin oturma anlamı bu Âyet için düşünülemez. Aksi durumda muteşâbih olan diğer Âyetleride zahiri anlamına göre tefsir edecek olursak Kur’a-nı Kerim birbirine ters düşen bir kitap haline gelmiş olur.

Örneğin Allah’u Teâla El-Hadid Sûresi 4. Âyetinde

وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ وَاللهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

Bu Âyet tevil edilmeden tefsir edilirse anlamı nerde olursanız olun O (Allah ) sizinle beraberdir Allah yaptıklarınızı görür olur.

Yine Kaf Sûresinin 16. Âyetinde

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ

Bu Âyet tevil edilmeden tefsir edilirse anlamı Biz ona şah damarından daha yakınız olur

Bu Âyetler zahirine göre herhangi bir tevile başvurmadan tefsir edilecek olursa haşa Allah’u Teâla hem arşın üstünde hem heryerde hemde şah damarımızdan daha yakında anlamına gelir. Yani üç Âyet de birbirni yalanlamış olur buda Kur’an-ı Kerim için mümkün değildir. Oysaki bu gibi muteşâbih Âyetler muhkem olan diğer Âyetlere uygun olacak şekilde tefsir edilirler. Bunu yaparken nüzül sebeplerinin yanı sıra ait oldukları dilin yani arapçanın gerek gramer gerekse mecaz anlam kuralları göz ardı edilemez. Peygamber efendimizin haklarında en hayırlı yüz yıl benim yüz yılımdır sonra onu takip eden yüz yıl sonra onu takip eden yüz yıldır dediği selef ehlinin çoğu bunun gibi muteşâbih Âyetlerin Allah’u Teâla’nın tenzihine uygun anlamlar taşıdıklarına iman etmişlerdir. Bu Âyetleri genel bir tevile gitmişler ve bunların diğer muhkem Âyetlere uyan tefsirlerine iman ve itibar etmişlerdir. İmamı Şafii bu konuda Allah’u Teâla hakkında bize bildirilene Allah’u Teâla’nın muradına uygun şekilde iman ettim Allah’ın Rasulu hakkında gelene ise Allah’ın Rasulunun muradına uygun bir şekilde iman ettim demiştir. Bu sözün anlamı bu Âyetlerin zahir olandan başka anlamlarının olduğu ve kendisinin Allah’ın yaratılmışlardan tenzihine uygun olan anlamına iman etiiğidir.

Halef ehli yani selef ehlinden sonra gelenler zamanlarında bu muteşâbih Âyetleri zahiri anlamlarına göre taşıyıp imani meselelerini bunlar üzerine Kur’anlar çoğaldığı için bu Âyetleri muhkem Âyetlere uygun şekilde tefsir etme ihtiyacı duymuşlardır. Çünkü Allah’u Teâla en başta zikrettiğimiz Ali İmran Sûresinde muhkem Âyetler için

هُنَّ أُمُّ الْكِتَابِ

yani onlar kitabın esasıdır demiştir. Bu Âyetin devamında Allah’u Teâla bu Âyetleri zahirine göre tefsir edenler için meâlen kalplerinde eğrilik olanlar fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki muteşâbih Âyetlerin peşine düşerler buyuruyor.

Allah’u Teâla zikrettiğimiz El-Şûra Sûresi 11. Âyetinde

لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

“ O’nun (Allah’ın) benzeri hiçbir şey yoktur. O işiten ve görendir” diye bildirmiştir.
Allah’u Teâla bu Âyette önce hiçbir şeye benzemediğini daha sonrada işiten ve gören olduğunu bildirmiştir. Burada bize bir uyarı vardır.bu Âyette önce hiçbir benzeri yoktur

لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ
denilmektedir ki
وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِير

O işiten ve görendir denildiği zaman akılda (haşa) Allah’ın gözünün veya kulağının olduğu düşünülmesin.Önce Allah’u Teâla yaratılmışlara benzemekten tenzih edilmiş sonrada O’nun işiten ve gören olduğu belirtilmiştir. Tenzih sözleri O işiten ve görendir sözlerinden önce zikredilmiştir. Böylece tenzih duyulduktan sonra işiten ve gören sözleri duyulunca Allah’u Teâla’nın yaratılmışlarına benzetilmemesi vurgulanmış olur. Çünkü Allah’u Teâla hiçbir aygıt veya organa ihtiyaç duymadan işitir ve görür.

Aynı şekilde Taha Sûresi 5. Âyeti

الرَّحْمَنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى

Anlamı: “Rahman arşa istiva etmiştir.” Âyeti kerimesindeki istiva sözcüğü oturmak anlamında tefsir edilemez. Çünkü Allah’ın benzeri hiçbir şey yoktur. Oturan bir şey ise bir cisim olmalıdır. Üzerine oturduğu şeyden küçük büyük ya da aynı ölçüde olmalıdır. Bu gibi sıfatların ise Allah’u Teâla için bulunması mümkün değildir. Oturmak kalkmak bir mekân içinde bulunmak yaratılmışların sıfatlarıdır. Yaratılmışlar kendilerine bu sıfatları verene ihtiyaç duyarlar. Allah’u Teâla ise hiçbir şeye benzemediği gibi hiçbir şeye ihtiyaç duymaz.
El-Hadid Sûresi 4. Âyetinde

وَهُوَ مَعَكُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ وَاللهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

Nerde olursanız olun O (Allah ) sizinle beraberdir Allah yaptıklarınızı görür. Âyetindeki maksat zahiri anlamının taşıdığı anlam değildir. Bu Âyet de tefsir edilirken diğer Âyetlerde olduğu gibi muhkem Âyetlere başvurulur. Allah’u Teâla’nın zatı ile bizimle heryerde olması aklen düşünülemez. Böyle bir durumda yer yüzündeki bütün insanların yanında aynı an ve zamanda bulunması gerekir. Bu da Allah için söz konusu değildir. Buna benzer bir cümleyi türkçe dilinde söyleyecek olursak örneğin birisine sen falan yere git ben seninleyim ya da Senin arkandayım dediğimizi var sayalım. Bu durumda zatımız ile onunla mıyızdır? Yoksa ona destekçi olduğumuz mu anlaşılır? Bu Âyeti kerimede de nerde olursanız olun O (Allah) sizinle beraberdir denildikten sonra O işiten ve görendir denilmektedir. Yani her nereye gidersek gidelim insanlardan belki gizlenebiliriz ama Allah’u Teâla ilmi ile bizimledir bizi görür ve işitir O’ndan kaçış yoktur.

Yine Kaf Sûresinin 16. Âyetinde ise

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ

Bu Âyet tevil edilmeden tefsir edilirse anlamı: “Biz ona şah damarından daha yakınız” olur. Yine Türkçe örnek verecek olursak falan kişi bana babamdan daha yakındır denildiği zaman ne anlaşılmaktadır? Yakın kelimesinin bu cümlede mesafe anlamı taşıması nasıl gülünç bir durum ise aynı şekilde bu Âyet için mesafe anlamının düşünülmesi gülünçtür. Bu yakınlık maksadı zahir anlamdaki mesafe açısından olan yakınlık değildir. Bu Âyette Allah’u Teâla’nın kişiyi kendisinden bile daha iyi bildiği belirtilmiştir. Çünkü Allah’u Teâla işiten ve görendir. Bir mekânda bulunmaktan yada bir mekâna mesafe anlamında yakın veya uzak olmaktan münezzehtir. Yakınlık ve uzaklık sıfatları yaratılmıştır ve Allah’u Teâla için düşünülemezler.

Üç tanesini zikrettiğimiz muteşâbih Âyetlerin geri kalanları da Âlimlerimiz tarafından

لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

Âyetine uygun şekilde tefsir edilmiştir. Günümüzde kalplerinde eğrilik olan bazı fırkalar Kur’an-ı Kerim’in bize haber verdiği gibi fitne çıkarmak adına bu muteşâbih Âyetleri ya da bunların birkaç tanesini zahirlerine göre tefsir etmeye kalkışmış ve haşa Allah’u Teâla’nın gökyüzünde olabileceğine dair bir takım sapık iddalarda bulunmuşlardır. Sizleri bu sapık fırkalardan uyarıyor ve bu insanları hakkaniyete davet ediyoruz.


[Linki Görebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Üye Olmak İçin Tıklayın]... .
N'ola tacım gibi başımda götürsem daim
Kademi resmini ol hazreti şah-ı Rusül'ün.
Gül-i gülizar-ı nübüvvet o kadem sahibidir.
Ahmeda durma yüzün sür kademine o gülün
~Ahmed~ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2009   #7 (permalink)
ProfiL
unzurnâ
 
Serin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Www.islamiForum.info İman Ve Kur'an Nuru İle Yaşayanların Buluşma Adresi
Üye BiLgiLeri
Üye No: 9817
Mesajlar: 1.150
Konular:
Rep Rütbeleri
Tecrübe Puanı: 3
Rep Puanı : 20
Rep Derecesi :
Serin is on a distinguished road
Teşekkür İstatistikleri
Teşekkürleri: 3
5 mesajına 5 kere teşekkür edildi.
Standart

muhkemler belli olduğu için ifade edilen kesin emir yada bildiri yoruma kapalı
müteşabih ise yoruma açık mesela örnekler verirsek
birde bunların yoruma açık olup olmadığına mezhep alimlerimi krar vermiştir.

Diriliyorum Rabbim!,
Yandığımda Sen’inle söndüğüm, Seni hatırlayıp rûhumu güldürdüğüm, O sırlı gücünden kuvvet aldığım, Sen’inle yürüdüğüm, dua ederek Sen’inle konuştuğumda... İçimdeki tüm ırmaklar sana kavuştuğunda... Ruhum kitabın ve secdenle buluştuğunda…“Ya Rab, bırakma ellerimi” dediğimde diriliyorum. Yeniden cânlanıyor, cânıma cân katıyorum! Cânımda Sen’i buluyorum! Sen’inle huzur doluyorum!
Serin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2009   #8 (permalink)
ProfiL
~Şem'ine Pervaneyim~
 
~Ahmed~ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Www.islamiForum.info İman Ve Kur'an Nuru İle Yaşayanların Buluşma Adresi
Üye BiLgiLeri
Üye No: 35
Mesajlar: 1.164
Konular:
Bulunduğu yer: Gaziantep
Rep Rütbeleri
Tecrübe Puanı: 5
Rep Puanı : 106
Rep Derecesi :
~Ahmed~ will become famous soon enough~Ahmed~ will become famous soon enough
Teşekkür İstatistikleri
Teşekkürleri: 143
118 mesajına 166 kere teşekkür edildi.
Standart

sadece mezhep imamları değil tüm ehl-i sünnet muctehidleri karar vermiştir. Buradaki görüş ehl-i sünnet vel cemaat mezhebinin görüşüdür.

Diğer mezheplerde ise, örneğin mutezile mezhebi bu ayetleri tevil etmeyip hakikatine inandıkları için küfre girmişlerdir.

Mesela: الرَّحْمَنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى (rahman arşın üzerini kaplamıştır) ayetine mutezile mezhebi (haşa) Cenab-ı Hak arşın üzerinde oturuyor manası vermişler ve bundan dolayı sapık fırkalardan biri olmuşlardır

[Linki Görebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekmektedir.Üye Olmak İçin Tıklayın]... .
N'ola tacım gibi başımda götürsem daim
Kademi resmini ol hazreti şah-ı Rusül'ün.
Gül-i gülizar-ı nübüvvet o kadem sahibidir.
Ahmeda durma yüzün sür kademine o gülün
~Ahmed~ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2009   #9 (permalink)
ProfiL
unzurnâ
 
Serin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Www.islamiForum.info İman Ve Kur'an Nuru İle Yaşayanların Buluşma Adresi
Üye BiLgiLeri
Üye No: 9817
Mesajlar: 1.150
Konular:
Rep Rütbeleri
Tecrübe Puanı: 3
Rep Puanı : 20
Rep Derecesi :
Serin is on a distinguished road
Teşekkür İstatistikleri
Teşekkürleri: 3
5 mesajına 5 kere teşekkür edildi.
Standart

Alıntı:
Pervane Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
sadece mezhep imamları değil tüm ehl-i sünnet muctehidleri karar vermiştir. Buradaki görüş ehl-i sünnet vel cemaat mezhebinin görüşüdür.

Diğer mezheplerde ise, örneğin mutezile mezhebi bu ayetleri tevil etmeyip hakikatine inandıkları için küfre girmişlerdir.

Mesela: الرَّحْمَنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى (rahman arşın üzerini kaplamıştır) ayetine mutezile mezhebi (haşa) Cenab-ı Hak arşın üzerinde oturuyor manası vermişler ve bundan dolayı sapık fırkalardan biri olmuşlardır
küfre giden kafir midir.

Diriliyorum Rabbim!,
Yandığımda Sen’inle söndüğüm, Seni hatırlayıp rûhumu güldürdüğüm, O sırlı gücünden kuvvet aldığım, Sen’inle yürüdüğüm, dua ederek Sen’inle konuştuğumda... İçimdeki tüm ırmaklar sana kavuştuğunda... Ruhum kitabın ve secdenle buluştuğunda…“Ya Rab, bırakma ellerimi” dediğimde diriliyorum. Yeniden cânlanıyor, cânıma cân katıyorum! Cânımda Sen’i buluyorum! Sen’inle huzur doluyorum!
Serin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 09-10-2009   #10 (permalink)
ProfiL
Hattab
Guest
Avatar Yok
 
Www.islamiForum.info İman Ve Kur'an Nuru İle Yaşayanların Buluşma Adresi
Üye BiLgiLeri
Üye No:
Mesajlar: n/a
Konular:
Rep Rütbeleri
Teşekkür İstatistikleri
Standart

Alıntı:
gulay_gulay Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
küfre giden kafir midir.
Küfür söz söyleyen
Sual:
Küfrü gerektirKüfür söz söyleyen
Sual:
Küfrü gerektiren bir sözü söyleyen Müslümana kâfir gözüyle bakılabilir mi?
CEVAP
Müslümana hüsnü zan edilir. (Belki yanılarak söylemiştir, belki tevili olan bir sözdür, belki de tevbe etmiştir) diye hüsnü zan etmelidir. O tevbe etmemişse de, biz hüsnü zan ettiğimiz için günaha girmeyiz.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Bir Müslümanın, bir sözünden veya bir işinden yüz şey anlaşılsa, bunlardan 99’u küfre sebep olsa, biri Müslüman olduğunu gösterse, o bir şeyi anlamak ve ona kâfir dememek gerekir. (3/37)

Bu husus, bir sözün veya bir işin, yüz manası olduğu durum içindir. Yoksa, yüz sözden veya yüz işten biri imanı gösterse, 99’u küfrü bildirse, bu kimseye Müslüman denilmez. Çünkü, bir kimsenin yalnız bir sözü veya bir işi bile, açık olarak küfrü gösterse, yani imanı gösterecek hiçbir manası olmasa, o kimsenin kâfir olduğu anlaşılır. Başka sözlerinin ve işlerinin imanı göstermeleri, imanlı olduğunu bildirmeleri, o kimseyi küfürden kurtarmaz, Müslüman olduğuna hükmedilmez. (Kıyamet ve Ahiret)en bir sözü söyleyen Müslümana kâfir gözüyle bakılabilir mi?
CEVAP
Müslümana hüsnü zan edilir. (Belki yanılarak söylemiştir, belki tevili olan bir sözdür, belki de tevbe etmiştir) diye hüsnü zan etmelidir. O tevbe etmemişse de, biz hüsnü zan ettiğimiz için günaha girmeyiz.

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Bir Müslümanın, bir sözünden veya bir işinden yüz şey anlaşılsa, bunlardan 99’u küfre sebep olsa, biri Müslüman olduğunu gösterse, o bir şeyi anlamak ve ona kâfir dememek gerekir. (3/37)

Bu husus, bir sözün veya bir işin, yüz manası olduğu durum içindir. Yoksa, yüz sözden veya yüz işten biri imanı gösterse, 99’u küfrü bildirse, bu kimseye Müslüman denilmez. Çünkü, bir kimsenin yalnız bir sözü veya bir işi bile, açık olarak küfrü gösterse, yani imanı gösterecek hiçbir manası olmasa, o kimsenin kâfir olduğu anlaşılır. Başka sözlerinin ve işlerinin imanı göstermeleri, imanlı olduğunu bildirmeleri, o kimseyi küfürden kurtarmaz, Müslüman olduğuna hükmedilmez. (Kıyamet ve Ahiret)

  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kur'ân-ı Kerim'de Muhkem ve Müteşâbih Kavramı Kalem Kurân-i Kerim 1 08-03-2009 22:26
Muhkem; Anlam ve Mâhiyeti Kalem Kavramlar ve Açıklamaları 0 08-03-2009 22:23


Powered by vBulletin® Version 3.8.1 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.2
İslamiForum.info Bir Forum Sistemidir.ve siteye gönderilen tüm mesajlar onaydan geçmeksizin anında paylaşılmaktadır. İslamiForum.info Yönetimi yazılan mesajlardan sorumlu değildir. Tüm sorumluluk mesajı yazan kişilere aittir. Yasalara aykırı bulduğunuz mesajları linkleriyle beraber bizlere info@islamiforum.info adresinden bildirebilirsiniz. Şikayetiniz en kısa sürede incelemeye alınacaktır. For English Please let us know any illegal activity to info@islamiforum.info


İslamiyet, Güneş gibidir, üflemekle sönmez; gündüz gibidir, göz yummakla gece olmaz.
Gözünü Kapayan Yalnız Kendine Gece Yapar

Evet Ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılabatı içerisinde en yüksek gür sada İslamın sadası olacaktır.

ilmihal Sağlık kurabiye tarifleri Pasta ve Kek Tarifleri Çorba ilahiler Şefaat islam

Sadece İslami Forum

Din