Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 14

Peygamberimizin mucizeleri...???

Peygamber Efendimiz (S.A.V) icinde Peygamberimizin mucizeleri...??? konusu , Arkadaşlar, Sitemize ingilizce yazan bir kişi dikkatimi çekti. Kişi Kur'anda peygamberimize ait hiç mucizeden bahsedilmediğini, Peygamberimizin mucizeleri olup olmadığını soruyordu. Ne yazık ki bu kişiye cevap veren arkadaşımız Peygamberimizi mucizelerini ...

  1. #1
    Banlandı
    Status : ORHAN44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Jun 2010
    Mesajlar: 50
    ORHAN44 seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0

    Peygamberimizin mucizeleri...???



    Arkadaşlar,

    Sitemize ingilizce yazan bir kişi dikkatimi çekti. Kişi Kur'anda peygamberimize ait hiç mucizeden bahsedilmediğini, Peygamberimizin mucizeleri olup olmadığını soruyordu.

    Ne yazık ki bu kişiye cevap veren arkadaşımız Peygamberimizi mucizelerini Kur'an yazmaz ancak Peygamberimizi mucizeleri vardır demiş ve aşağıdaki mucizeleri yazmış:

    1)Peygamberimizin en büyük mucizesi Kur'anı kerimdir.
    2)Peygamberimizin ikinci büyük mucizesi ayı ikiye yarmasıdır.
    3)Susuzluk olduğu zaman parmaklarını suya daldırmış be parmaklarından sular akmaya başlamıntır.
    4)Bazı muhalif kişiler kendizinden mucize göstermesini istedikleri zaman
    peygamberimiz bir ağacı çağırmış, Ağaç kökleri üzerinde yürüyerek
    payagmberimizin yanına gelmiş ve kelime-i şehadet getirerek ,eski yerine dönmüştür.
    5)Peygamberimize zehirli bir kebap ikram edildiğinde kebap konuşmaya başlamış ve beni yeme zehirliyim demiştir.

    Sevgili arkadaşlar,

    Bu yazıyı okuyunca çok üzüldüm, eğer o soran kişi gerçekten yabancı ise
    Bir yabancıya böyle UYDURUK, YALAN BİLGİLER VERİLMESİNİ ÇOK YANLIŞ BULDUĞUMU BELİRTMELİYİM.

    Bilgi veren arkadaş keşke konuyu siteye getirip görüş alsaydıda , o yabancıya sonra açıklama yapsaydı.

    KUR'ANI KERİM PEYGAMBERİMİZİN DEĞİL YÜCE ALLAHIN BİR MUCİZESİDİR.
    Yüce peygamberimize mucize bir kitap verdiği için, Peygamberimize verilen kitabın kendisi bir mucize olduğu için, peygamberimiz insanları ikna etmek için bir mucize göstermek mecburiyetinde kalmamıştır.

    PEYGAMBERİMİZ HİÇ MUCİZE GÖSTERMEMİŞTİR.
    YUKARIDA ANLATILAN MUCİZELERİN HEPSİ UYDURMADIR

  2. #2
    Status : Kerîm isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Mar 2010
    Bulunduğu yer: İstanbul
    Mesajlar: 11
    Kerîm seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0

    Kıyâmet yaklaştı ve ay yarıldı. Kâfirler bir mucize görünce yüz çevirirler ve: ‘Bu devam ede gelen bir büyüdür’ derler”(Kamer, 54/1-2)

    Ayın ikiye bölünmesi Kur'an'da yazıyor kardeşim hepsine uydurma demekte yanlış bişeydir.
    Birşeyler yaşadım bana oldu bi hâl
    Aciz elimden düşmez oldu ilmihâl.

  3. #3
    Banlandı
    Status : ORHAN44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Jun 2010
    Mesajlar: 50
    ORHAN44 seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0

    Alıntı Kerîm Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kıyâmet yaklaştı ve ay yarıldı. Kâfirler bir mucize görünce yüz çevirirler ve: ‘Bu devam ede gelen bir büyüdür’ derler”(Kamer, 54/1-2)

    Ayın ikiye bölünmesi Kur'an'da yazıyor kardeşim hepsine uydurma demekte yanlış bişeydir.

    ÇOK SEVGİLİ KARDEŞİM,

    AYIN YARILMASI BİR MUCİZE İSE

    BU MUCİZE PEYGAMBERİMİZİN DEĞİL.

    AZİZ KUR'ANI KERİMİN BİR MUCİZESİ OLUR

    İnş anlaşılmıştır.

    Selam kardeşim.

  4. #4
    Status : BİRDÜNYAUMUT isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Jun 2010
    Bulunduğu yer: Çanakkale
    Mesajlar: 2.348
    BİRDÜNYAUMUT yakında ünlü olacak
    Tecrübe Puanı
    0

    Hadisi, sünneti, şemaili, mucizeyi, evliyayı, islam alimlerini, mezhepleri inkar edip de sonra "Benim Aklıma bu yatıyor, bunu benim mantığım almıyor şöyle olabilir deyip yeni bir din uydurmaya çalışmak mıdır niyet? Allah korusun herkesin aklına, fikrine, yorumuna, niyetine bırakılırsa bir dyil milyon tane din uydurulur. Dinden uzak bırakılınca türbelere bayrak asanlar, ağaçlara bez bağlayanlar, kesme şeker dağıtanlar, kuyu dönecek diye bekleyenler, tübe kapısında çocuğu olsun diye kilit açanlar, havuzlara para atanlar, at nallarını öpüp sevip evine asanlar, telli babaya tel götürenler, tel getirenler.İlh. Ne olur düşünün kardeşlerim. Oyuna gelmeyin. Dinimizi çaldırmayalım. İtikadımızı çaldırmayalım. Hz. Hüseyini (R.A.) boğazlayıp sonra da hacca gelince akrep öldürmek günah mı diye soran gafillerden olmayalım.

    "Allahım Ya Rabbi! Sana en sevgili gelen zamanda beni kaldır. Sana en sevgili gelen ibadeti bana yaptır."
    Hadis-i Şerif

  5. #5
    Aşkına Dilenciyim
    Status : hazra isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Feb 2009
    Mesajlar: 2.041
    hazra yakında ünlü olacak
    Tecrübe Puanı
    8

    Alıntı ORHAN44 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Arkadaşlar,

    Sitemize ingilizce yazan bir kişi dikkatimi çekti. Kişi Kur'anda peygamberimize ait hiç mucizeden bahsedilmediğini, Peygamberimizin mucizeleri olup olmadığını soruyordu.

    Ne yazık ki bu kişiye cevap veren arkadaşımız Peygamberimizi mucizelerini Kur'an yazmaz ancak Peygamberimizi mucizeleri vardır demiş ve aşağıdaki mucizeleri yazmış:

    1)Peygamberimizin en büyük mucizesi Kur'anı kerimdir.
    2)Peygamberimizin ikinci büyük mucizesi ayı ikiye yarmasıdır.
    3)Susuzluk olduğu zaman parmaklarını suya daldırmış be parmaklarından sular akmaya başlamıntır.
    4)Bazı muhalif kişiler kendizinden mucize göstermesini istedikleri zaman
    peygamberimiz bir ağacı çağırmış, Ağaç kökleri üzerinde yürüyerek
    payagmberimizin yanına gelmiş ve kelime-i şehadet getirerek ,eski yerine dönmüştür.
    5)Peygamberimize zehirli bir kebap ikram edildiğinde kebap konuşmaya başlamış ve beni yeme zehirliyim demiştir.

    Sevgili arkadaşlar,

    Bu yazıyı okuyunca çok üzüldüm, eğer o soran kişi gerçekten yabancı ise
    Bir yabancıya böyle UYDURUK, YALAN BİLGİLER VERİLMESİNİ ÇOK YANLIŞ BULDUĞUMU BELİRTMELİYİM.

    Bilgi veren arkadaş keşke konuyu siteye getirip görüş alsaydıda , o yabancıya sonra açıklama yapsaydı.

    KUR'ANI KERİM PEYGAMBERİMİZİN DEĞİL YÜCE ALLAHIN BİR MUCİZESİDİR.
    Yüce peygamberimize mucize bir kitap verdiği için, Peygamberimize verilen kitabın kendisi bir mucize olduğu için, peygamberimiz insanları ikna etmek için bir mucize göstermek mecburiyetinde kalmamıştır.

    PEYGAMBERİMİZ HİÇ MUCİZE GÖSTERMEMİŞTİR.
    YUKARIDA ANLATILAN MUCİZELERİN HEPSİ UYDURMADIR
    Kardeşim nerden bişey çıkarırım diye bakıyosun yabancı üyeye cevap veren üyemiz elinden geldiği kadar cevap yazmış peygamberimizin mucizelerinede uydurma diyemessin o yaratılmışların en üstünü niye mucize göstermesin kainat onun için yaratılmadı oyaratılmadan önce göklerde ahmet yazısı nuruyla dolaşmıyormuydu sen ingilizce biliyosan madem yardımcı olan üyelerimizin cevaplarına eleştiri yapma sen en güzel biçimde yabancı üyemize peygamberimizi anlat bence herkes elinden geldigince bişeyler yapıyor sende herkesin peşine düşüp araştırıyosun bunu bırak artık
    Hani Derler Ya "ÖZÜN" Neyse "SÖZÜN"de O Olsun Diye,
    "BEN" de Diyorum ki; "ÖZÜ" Olmayanın Söyleyecek "SÖZÜ"de Olmasın!!!

  6. #6
    Banlandı
    Status : ORHAN44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Jun 2010
    Mesajlar: 50
    ORHAN44 seçkin bir yolda olduğunu belli
    Tecrübe Puanı
    0

    Alıntı BİRDÜNYAUMUT Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hadisi, sünneti, şemaili, mucizeyi, evliyayı, islam alimlerini, mezhepleri inkar edip de sonra "Benim Aklıma bu yatıyor, bunu benim mantığım almıyor şöyle olabilir deyip yeni bir din uydurmaya çalışmak mıdır niyet? Allah korusun herkesin aklına, fikrine, yorumuna, niyetine bırakılırsa bir dyil milyon tane din uydurulur. Dinden uzak bırakılınca türbelere bayrak asanlar, ağaçlara bez bağlayanlar, kesme şeker dağıtanlar, kuyu dönecek diye bekleyenler, tübe kapısında çocuğu olsun diye kilit açanlar, havuzlara para atanlar, at nallarını öpüp sevip evine asanlar, telli babaya tel götürenler, tel getirenler.İlh. Ne olur düşünün kardeşlerim. Oyuna gelmeyin. Dinimizi çaldırmayalım. İtikadımızı çaldırmayalım. Hz. Hüseyini (R.A.) boğazlayıp sonra da hacca gelince akrep öldürmek günah mı diye soran gafillerden olmayalım.

    "Allahım Ya Rabbi! Sana en sevgili gelen zamanda beni kaldır. Sana en sevgili gelen ibadeti bana yaptır."
    Hadis-i Şerif

    KARDEŞ,

    Hadisi, sünneti, şemaili, mucizeyi, evliyayı, islam alimlerini, mezhepleri inkar edip de sonra "Benim Aklıma bu yatıyor, bunu benim mantığım almıyor şöyle olabilir deyip yeni bir din uydurmaya çalışmak mıdır niyet?
    DEMİŞSİNİZ.

    Kardeş KAÇAK GÜREŞMEYELİM.!!!!

    Eğer benim PEYGAMBERİMİZ MUCİZE GÖSTERMEMİŞTİR süzüme ise
    eleştiriniz.

    Bunu açık açık yazınız
    Peygamberimizin varsa inandığınız mucizeleri yazınız
    İslami bilimler muvacehesinde tartışalım, münazara edelim, konuşalım.!!!!!

    Yüreğiniz ve inancınız varsa.??????????

  7. #7
    Status : BİRDÜNYAUMUT isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Jun 2010
    Bulunduğu yer: Çanakkale
    Mesajlar: 2.348
    BİRDÜNYAUMUT yakında ünlü olacak
    Tecrübe Puanı
    0

    Alıntı ORHAN44 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yüreğiniz ve inancınız varsa.??????????
    Yüreğimiz ve inancımız vardır Elhamdülillah. Kaynaklar bellidir. Sahih kaynaklarda mucizeler yazılıdır. Önce siz Rasul-i Zişan Efendimizin mucizesinin olmadığını ispat edin lütfen.

  8. #8
    Status : turangida isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Jan 2010
    Bulunduğu yer: bursa osmanlı
    Mesajlar: 5.328
    turangida yakında ünlü olacak turangida yakında ünlü olacak
    Tecrübe Puanı
    0

    Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.), Allah tarafından peygamber olarak gönderildiğini ispat etmek amacıyla birçok mucize göstermiştir.
    Parmaklarından su akması ve bu su ile yüzlerce kişinin abdest alması, (11/a) birkaç kişiye yetecek kadar az bir yemekten binlerce kişinin doyması, (12) İsra ve Mirac olayı gibi Peygamberimizin pek çok mucizesi vardır. Peygamberimizin en büyük ve daimi mucizesi Kur'an-ı Kerim'dir. Ruhları okşayan, gönüllere huzur veren okunuşu, sayısız hikmetlerle dolu yüksek anlamı, insanlığın mutluluğu için getirdiği ölmez prensipler ve bütün çağlara ışık tutan ilmî gerçekleri ile Kur'an-ı Kerim eşsiz bir mucizedir.
    DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

  9. #9
    Status : turangida isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Jan 2010
    Bulunduğu yer: bursa osmanlı
    Mesajlar: 5.328
    turangida yakında ünlü olacak turangida yakında ünlü olacak
    Tecrübe Puanı
    0

    Peygamberimizin mucizeleri olmadığı iddiaları ve cevaplar

    Akâid ve Kelâm ilmine ait muteber ana kaynaklarda mucizeler iki ana gruba ayrılmış, sonra her gruba giren mucize(erin çeşitleri beyan edilmiştir. Bunlardan birincisi, "hissî ve kevnî mucizeler"; diğeri ise, "aklî (manevî) mucizeler" dir.

    Birinci gruba giren hissî ve kevnî mucizeler de, mahiyet ve keyfiyet bakımından iki büyük grupta toplanır. Birinci grup; Hak Teâlâ'nın elçileri olarak seçtiği üstün vasıflı şahsiyetler olan peygamberlerin mümtaz zatları ve kâmil sıfatları ile ilgili fevkalâde haller, üstün meziyetler, yüce tecellî ve özelliklerdir.

    İkinci grupta ise; peygamberlerin zat ve sıfatları dışında meydana gelen ve her peygambere verilen, o zamanki insanların duyu organları ile müşahade ettikleri tabiat üstü olaylar hissî ve kevnî mucizeler grubuna girer.

    Bunlar her peygamberin peygamberliğini ispat etmek için Allah'ın izniyle gösterdiği, o zamanki insanları âciz ve hayran bırakan ve o devirde en inandırıcı görünen fevkalâde eşsiz hâdiselerdir. Bazı alimler, özellikle Peygamber (s.a.s) tarafından vahye ve Kur'an âyetlerine dayanarak haber verdiği, geçmişe ve geleceğe ait hadiselere, "Mu'cizât-ı Haberiyye" adı vererek bunları aynı türde mucizeler olarak mütalaa etmişlerdir.

    Başta Hâtemül-Enbiya Hz. Muhammed (s.a.s) olmak üzere, Allah'ın sevgili ve mümtaz kulları, insanlığın hidâyet rehberleri ve gerçek eğitici ve öğreticileri olan ve bizzat Allah (c.c) tarafından terbiye edilen peygamberlerin mümtaz zat ve kâmil şahsiyetleri, onlar hakkında her müslümanın inanması gereken kemal sıfatlar, onların peygamberliğini ispat eden zâtî mucizelerdir.

    Gerçek şudur ki; başta Hz. Muhammed (s.a.s) olmak üzere, bütün peygamberlerin herkese güven ve emniyet veren güçlü ve dürüst şahsiyetleri, sağlam karakter, güzel ahlâk, cesâret ve istikametleri, parlak zekâ ve dirayetleri, elde ettikleri eşsiz başarılar, sahip oldukları belağât ve fesahatları gösterdikleri, hissî mucizelerden daha tesirli ve açık olarak, herbirinin, Allah'ın Rasûlü olduğuna kesinlikle delâlet etmektedir.

    Hissî ve Kevnî Mucizeler

    Peygamberlerden bahsedilince akla gelen ve Kur'ân-ı Kerim'de bazı peygamberlerin gösterdiği bildirilen mucizeler, genellikle bu çeşit hissî ve kevnî mucizelerdir. Her peygamber, Hak Teâlâ'nın elçisi olduğunu ispat etmek için genellikle göze hitap eden hissî mucizeler göstermiştir. Bu fevkalâde hadiseler, her peygamberin içinde yaşadığı dönem gereği ve insanların anlayışına göre emsalsiz sayılan ve başkalarının benzerini yapmakta aciz kalarak hayret edecekleri türden mucizelerdir. Mahiyet ve keyfiyeti bakımından hissî ve kevnî olan bu mucizelerin çoğu Kur'ân-ı Kerim'de açıklanmıştır. Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsâ ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s)'in gösterdiği ve Kur'ân-ı Kerimle sâbit olan bu tür mucizelerden bazılarını şöyle özetlemek mümkündür:

    1- Hz. İbrahim (a.s)'ın, Bâbil hükümdarı Nemrut tarafından-mancılıkla-ateşe atıldığı halde yanmayarak kurtulması.

    2- Musa Peygamberin elindeki asanın, Firavunun sihirbazlarının yaptıklarını yutan bir ejderha haline girmesi, sonra eski haline dönmesi. Aynı asayı Hz. Musa'nın Kızıldenize vurmasıyla, denizin yarılması. Böylece Hz. Musa, yanındaki İsrâil oğullarıyla karşı sahile geçerek kurtulmuşlar, deniz eski haline dönmüş ve Firavn yanındakilerle beraber boğulmuştur.

    3- Hz. İsa (a.s)'nın, Allah'ın izniyle ölüleri diriltmesi, hastalara dokunarak onları iyi etmesi gibi fevkalâde hadiseler, birer hissî mucizedir.

    Rasulullah (s.a.s) Efendimizin pek çok hissî ve kevnî mucizeleri vardır. Bunlardan Kur'ân-ı Kerim'de zikredilen ve tevâtür derecesine ulaşan sahih hadislerle sâbit olan ikisi şunlardır:

    1- İsrâ ve Mirac mucizesi: Kur'ân-ı Kerim, İsrâ sûresinde; "Kulunu (Muhammed'i), ona âyetlerini göstermek üzere, bir gece Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah'ın şânı ne yücedir." (el-İsrâ, 17/1) buyurulmuştur. Peygamberimiz (s.a.s) Efendimiz, ilâhî emir üzerine Cebrail (a.s)'ın refakatinde bir gecenin belirli bir kısmında, Mekke-i Mükerremedeki Mescid-i Haram'dan, Kudüs'te bulnan Mescid-i Aksa'ya süratle götürülmüş; oradan da, yedi kat gökyüzüne yükseltilerek "sidre-i Müntehâ" ya ve diğer yüce makamlara çıkarılmış; bir çok ilâhî lütuflara (Füyuıâtı Rabbâniyeye) mazhar olduktan sonra, tekrar Mekke-i Mükerreme'ye ulaştırılmıştır, Buharî ve Müslim'in Sahihlerinde mevcut meşhur bir hadise göre; bu mucize, Hicret'ten bir buçuk yıl önce Receb ayının yirmiyedinci gecesi vuku bulmuştur. İsrâ'nın, ruh ve ceset birlikte tahakkuk ettiğinde icmâ vardır.

    İsrâ hadisesi, yukarda kaydedilen âyetle sâbit olduğundan, inkâr eden kâfir olur. Mirac hadisesinde de, icmâ-ı ümmet varsa da, keyfiyetin de, yani oluş şeklinde ittifak olunmamıştır. Ancak âlimlerin büyük çoğunluğuna göre, Mi'rac ta, ruh ve ceset birlikte ve uyanık olarak tahakkuk etmiştir. Bu hadise, Rasulü Ekrem Efendimiz'in en büyük hissî mucizesi olarak kabul edilmiştir (Ayrıca bk. İsrâ ve Mirac maddesi).

    2- İnşikâk-ı Kâmer, Ay'ın ikiye bölünmesi mu'cizesi: Peygamber (s.a.s) Efendimizin bu büyük hissî mucizesi de Kur'an'la sâbittir. Nitekim; Kamer sûresinde (54/1): "(Kıyâmet)saat(i) yaklaştı, ay (ikiye) bölündü (yarıldı)" buyurulmuştur. Bazı sahih hadislerde nakledildiğine göre; müşriklerden bir grup, bir mucize olarak, ayın iki kısma ayrılmasını, Rasul-i Ekrem (s.a.s)'den istediler.

    Hz. Peygamber (s.a.s) da, Allah'u Teâlâ'ya yönelerek niyazda bulundu. Ay, Allah'ın kudret ve izniyle derhal ikiye ayrıldı; bir kısmı Hıra dağı üzerinde, diğer kısmı ise, aşağıda ve tam karşısında görüldü. Müşrikler, inat ve tekebbürlerine kapılarak bu büyük mucizeyi inkâr ettiler ve "Bu, ancak bir sihirdir" dediler. Şayet bu mucize, diğer Mekkelilerce de görülmemiş olsaydı, ona delâlet eden âyetle tekzip edilmiş olur ve kimse Hz. Muhammed (s.a.s)'e iman etmez, hattâ inananlardan irtidat edenler bile olurdu. Halbuki böyle bir şey olmamıştır (bk. Ay mucizesi mad.)

    Aklî Mucizeler Aklî mucize, akla ve vicdana hitab eden ve her devirde geçerli olan olağanüstü eşsiz bir harikadır. Bu tür mucizeye en canlı örnek, yalnız Rasulullah (s.a.s) Efendimiz'e verilen ve onun en büyük mucizesi sayılan Kur'ân-ı Kerim'dir. Çünkü o, her zaman ve mekanda onun peygamberliğini simgeleyen en etkili mucizedir. Daha önceki peygamberlere verilen hissî mucizelerin fonksiyonu Kur'anla sona ermiş; onların, hatıralarda anılan tarihî fevkalâde bir olay olmaktan öte, artık bir etkisi kalmamıştır.

    Böyle bir aklî mucizenin, peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s) Efendimize verilip, daha önceki peygamberlerin hiç birine bir benzerinin verilmemesinin hikmeti; onların peygamberliklerinin bir sonraki peygamberin gönderilişine kadar ki belirli zamana ve belirli bir millete mahsus olmasıdır. Hz. Muhammed (s.a.s)'in peygamberliği ise, kıyamet gününe kadar bâki olduğu için, ona; bütün insanların peygamberi olduğuna tanıklık edecek Kur'ân-ı Kerim gibi, her devirde geçerli, aklî ve eşsiz bir mucize verildi. Kur'an'ın pek çok olan icaz yönleri, genel olarak şu iki kısımda toplanarak özetlenebilir:

    1- Bütün insanları hedef alan i'câzı: Kur'an'ın o zamana kadar duyulmayan, adı sanı bilinmeyen gaybî hakikatlerden haber vermesi ve bunların aynen çıkması. Aynı şekilde, geçmiş ümmetlerden ve onların kıssalarından bahsetmiş olması da, Kur'ân'ın icazına örnek sayılır. Ayrıca, bütün devirlerde, her yerde ve her millete uygulanabilen genel ve eşsiz bir hukuk sistemi ortaya koyması da, ilmî bir mucizedir. Çünkü Hz. Muhammed (s.a.s) ümmî idi, okuması yazması yoktu.

    Onun herhangi bir âlim ve mürşidden ders almadığı, hukuk ve kanun okumadığı tarihen sâbittir. O halde, böyle ümmî bir zâtın, Kur'ân-ı Kerim gibi, Arap belâgat ve fesâhatının zirvesinde olan ilahî hikmetlerle dolu eşsiz bir hukuk sistemini, kendi karihâsından meydana getirebilmesi mümkün müdür? İşte Kur'ân-ı Kerim'in bu yöndeki icazını ve onun büyük bir mucize olduğunu aklı selim sahibi herkes rahatlıkla kavrayabilir.

    2- Kur'ân-ı Kerim'in Araplara yönelik bulunan icazına gelince; bu Kur'ân'ın ilâhî lâfzının, "nesir"in alışılmış uslub ve yöntemleriyle tam tamına uyuşmayan; "şiir" in bilinen vezinleriyle de bağdaşmayan kendine mahsus üstün ve parlak nazmıdır. Bunun yanında, Kur'an'ın hayret verici, insanı teshir eden yüce bir belağatı ve eşsiz bir fesahatı vardır. O öyle yüce bir usluba sahiptir ki; ondan, avam olsun, kültürlü olsun veya ihtisas sahibi bir âlim olsun, herkes mutlaka faydalanır ve manevî zevk alır.

    asırlardır tekrar tekrar meydan okuduğu halde, Arap edebiyatı, belağat ve fesahat üstadları bu güne kadar Kur'ân'ın bir benzerini yapmaktan âciz kalmışlardır. Nitekim bu konuda Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Eğer kulumuz (Muhammed)'e indirdiğimiz (Kur'ân)'dan şüphe ediyorsanız, haydi siz de ona benzer bir sûre getirin. Allah'tan başka bütün şâhitlerinizi (yardımcılarınızı) da çağırın; eğer doğru iseniz (bunu yapın) yok eğer yapamadınızsa, ki yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının" (el-Bakara, 2/23-24). Başka bir âyette; "Deki: Andolsun eğer bütün insan(lar) ve cin(ler) şu Kur'an'ın bir benzerini meydana getirmek için (biraraya gelip) toplansalar yine onun bir benzerini yapamazlar" (el-İsrâ, 17/88) diye meydan okumuyor ve "Yoksa Onu uydurdu mu diyorlar? Hayır, onlar inanmıyorlar. Doğru iseler, haydi onun gibi bir söz meydana getirsinler" (et-Tur, 52/33-34) buyuruluyor.

    Fakat bütün bu meydan okumalara rağmen onlar, hiç bir şey yapamadılar ve Kur'ân'a cevap verme cesareti gösteremediler. Bu âyetler ve bütün Kur'an, asırlardır, değişik anlayış ve inançta bulunan belâğat üstadlarına, şair ve edebiyatçılara meydan okumaya devam ettiği halde, onunla kıyaslamaya yarayacak güzellikte herhangi bir çalışma yapılamamıştır. İşte bu, gözlem ve deneye dayalı ilmî delillerle ortaya konmuş bulunan gerçek, Kur'an'ın ilâhî icazını ve en büyük mucize oluşunu ispat eden belgedir.
    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

  10. #10
    Status : turangida isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Üyelik tarihi: Jan 2010
    Bulunduğu yer: bursa osmanlı
    Mesajlar: 5.328
    turangida yakında ünlü olacak turangida yakında ünlü olacak
    Tecrübe Puanı
    0



    AY MUCİZESİ

    (İnşikaku'l-Kamer) Yarılmak, parçalanmak ve bölünmek anlamına gelen "inşikak" kelimesiyle ay, hilâl anlamına gelen "kamer" kelimelerinden meydana gelmiş olup, terkip olarak "ayın ikiye bölünmesi, parçalanması" demektir.
    İnşikak-ı Kamer; ayın ikiye bölünmesi, peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)'in mucizelerinden biridir. Kur'an-ı Kerîm ve hadîs-i şerifle sabittir. Buhârî ve Müslim'in rivayet ettiğine göre hâdiseye bizzat şahit olan Abdullah b. Mes'ud şöyle nakleder:
    "Ay, Hz. Peygamber'in zamanında iki parçaya ayrıldı. Bir parçası dağın bir tarafında, diğer parçası dağın diğer tarafında idi. Hz. Peygamber bize şahit olunuz." dedi. (Buhârî, Tefsir, Sûretu'l-Kamer, 1; Müslim, Kıyame, 44). "Kıyamet saat(i) yaklaştı, ay yarıldı. Bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve "süregelen bir büyüdür" derler. " (el-Kamer, 54/12).Sahabenin ileri gelenlerinden Hz. Ali, İbn Mes'ûd, İbn Abbâs, Huzeyfe, Enes, Cübeyr İbn Mut'im, İbn Ömer gibi zatların bildirdiğine göre; Peygamberimiz (s.a.s.) müşriklerin istekleri üzerine Mina'da ay yarılma mucizesi göstermiş ve bu vakayı görenlere "şahit olunuz" deyip onları tanık tutmuştur. Hâdisenin meydana gelişi ayet ve sahih hadisle sabit olup inkârı mümkün değildir. Ebu Nuaym el-İsfahanî'nin İbn Abbâs ve İbn Mes'ud'tan bildirdiklerine göre olay şöyle meydana gelmiştir: Müşriklerden Velid b. Muğîre, Ebu Cehl, Âs b. Hişam, Esved b. Abd-i Yağus, Esved b. Muttalib, Zem'a b. Esved, Nadr b. Hâris ve daha bir çokları toplanarak Peygamberimiz'e, "Eğer, sen gerçekten peygambersen, bize yarısı Ebu Kubeys dağı, yarısı da Kuaykıan dağı üzerinde görülmek üzere, Ay'ı ikiye ayır." dediler. Peygamberimiz onlara; "Eğer, bunu yaparsam, iman eder misiniz?" dedi. "Evet iman ederiz" dediler. Ay'ın, bedir olduğu, iyice göründüğü ondördüncü gecesiydi. Peygamberimiz, müşriklerin istedikleri şeyin olmasını Yüce Allah'tan diledi. Allah da, o gece ayın yarısını Ebu Kubeys dağı, yarısını da, Kuaykıan dağı üzerinde doğdurunca, Peygamberimiz: "Ey Ebu Seleme b. Abdu'l-Esed Erkam b. Ebi'l-Erkam! Şahit olunuz! Şahit olunuz!" diyerek seslendi. İbn Mes'ud'a göre, Kureyş müşrikleri bu mucizeyi görünce (peygamberimizi kastederek) "Bu da Ebu Kebşe'nin oğlunun bir sihridir." dediler. İçlerinden Ebu Cehil ise "Gelecek yolcularınızı gözetin. Muhammed, sizi büyülemeğe güç yetirse bile bütün halkı, bütün yeryüzünü de büyüleyebilecek değil ya! Onlara bir sorun bakalım. Onlar da sizin gördüğünüz şeyi görmüşler mi?" dedi. Gelenlerden sordular. Müşrikler bu mucizeyi inanmak için değil, İslâm davasına engel olabilecek bir şey gözüyle baktıkları için, hâdiseyi gördükleri halde inanmadılar, "Süregelen bir büyüdür" dediler.
    "İnşikak-ı Kamer mucizesi, bütün peygamberlere verilen ayetlerden hiçbiri kendisine kıyas olunamayacak derecede büyüktür. Çünkü bu mucize, gökyüzü cisimleri içinde parlak bir surette göze çarpan bir küre üzerinde izhar buyurulmuştur. Bunun için insan üzerinde tesiri büyüktür ve en açık bir burhandır."
    Kur'an-ı Kerîm bu hâdiseyi, Kıyametin yaklaştığının büyük alâmeti olarak saymıştır. Tirmizî'nin bir rivayetinde hâdisenin hem meydana geldiği zamanı, hem de yeri ve keyfiyeti tayin edilerek Abdullah İbn Mes'ud demiştir ki: "Biz bir kere Resulullah ile Mina'da idik. Ay iki parçaya bölündü. Bir bölüğü dağın arkasında, öbür bölüğü de berisinde idi. Bunun üzerine Resulullah: Şahit olunuz! Kıyamet yaklaştı, yarıldı kamer, buyurdu. Bir başka rivayette, Hıra Dağı'nı ayın iki bölüğün arasında gördükleri ziyadesi vardır. (Tirmizî, Tefsir Sureti'l-Kamer, 1, 3, 5; İbn Hanbel, I, 456-465). Konu ile ilgili rivayetler; bu büyük mucizenin şu safhalarını belirtmektedir: Mucize, müşriklerin isteği üzerine, Mekke'de, Peygamberimiz'in hayatında kendi tarafından, bir defa vuku bulduğu ayın ikiye bölündüğü ve parçalarının dağın iki tarafına ayrıldığı görülmüştür. Birbirini destekleyen bu rivayetlerin dışındaki rivayet ve mütalâalar zayıftır. Bu çürük görüşlerden biri de, bu mucizenin Peygamber zamanında meydana gelmediği, bunun Kıyamet alâmetlerinden birisi olarak ileride meydana geleceği iddiasıdır. Nesefi gibi bazı müfessirler Hasan-ı Basrî'ye nisbet ederek bu iddiayı ileri sürmüşlerdir. Ayette geçen "yarıldı" fiilini geçmiş zaman olarak değil, "yarılacak" şeklinde gelecek zaman olarak düşünmüşlerdir. Bu durumda "Ay, Kıyamet günü bölünecek" demek olur. Konu ile ilgili Kamer suresinin ikinci ayeti, yukarda iddia edilen manaya uygun düşmemektedir. Bu iddianın kendilerine nisbet edilen Hasan-ı Basrî ve Ata İbn Ebi Rebah'ın (ki bu iki zat Tabiînden, yani sahabeyi görenlerdendir) bu görüşleri hakkında merhum Elmalılı Hamdi Yazır, tefsirinde şöyle diyor: "Bu iki Tabiî İmamı, ayette ve hadiste meşhur olan geçmişteki ay'ın yarılmasını inkâr etmiş değil, ayetin işaret ettiği diğer bir manayı tefsir etmişler ve İnşikak-ı Kamer mucizesinden, ileride ay'ı büsbütün yarılıp kıyametin kopacağı manasını anlamanın gereğine işaret etmişlerdir.
    İnşikak-ı Kamer mucizesinin aklen mümkün olup olmaması konusunda filozoflar ve kelâmcılar arasında münakaşalar olmuştur. Eski filozoflara göre, gök ve gök cisimlerinin bölünüp sonra birbirine eklenmeleri mümkün değildir. Bu nedenle Şakk-ı Kamer mucizesi de aklen mümkün değildir. Kelâmcılar da bunlara gereken cevabı vermişlerdir. Güneşin ve küremizin de içinde bulunduğu güneş manzumesinin, kendisinden daha büyük cisimlerden ayrılarak meydana geldiğini kabul eden yeni astronomi nazariyeleri, Ay'ın ikiye ayrılma mucizesini kabul etmeye daha müsaittirler.
    Mucize, muhatabı acze düşüren fevkalâde bir olaydır. Bu münasebetle mucizelerin akla uygun olup olmaması münakaşa konusu olamaz. Ay'ın yarılması mucizesini akla kabul ettirebilmek için bir başka görüş ileri atılmıştır: "Ay hakikatte iki parçaya bölünmemiştir; Ama ona bakanların nazarında öyle görülmüştür; ' Bu tezi açıkça müdafaa eden Şah Veliyullah Dehlevî'dir. Bu görüşün temeli de Enes b. Mâlik'in, "Mekke müşrikleri Peygamber'den bir ayet göstermesini istediler de Resulullah onlara ay'ı iki parça gösterdi." şeklinde rivayet ettiği hadistir. Mekkelilerin ay'ı iki parçaya bölünmüş gördükleri muhakkak olmakla beraber gerçekte ay ikiye bölündü mü, yoksa Mekkelilere öyle mi gösterildi? Bu tür düşünce, mucizenin meydana gelmesini akla uygun göstermek isterken onu müşriklerin iddia ettikleri bir sihir mertebesine indirmek olur. (Tecrid-i Sarih, 1483). Mucizeyi akla uygun göstermeye çalışmak, onu alelâde bir olay durumuna düşürmektir ki bu durumda hâdise, mucize olmaktan çıkar. Ve akıl, tabiat üstü olan olayların mahiyetini idraktan acizdir. Aklı bunu idrake zorlamak, birçok tehlikeler doğurur.
    Beyhakî'nin İbn Mes'ud'dan yaptığı bir rivayette: "Peygamber çıkmazdan (Medine'ye hicretten) evvel Mekke'de iken Kamer'in iki kerre şakk olduğunu gördüm" diyor. (Ayrıca bk. Ahmed b. Hanbel, III, 165). Hâfız Ebu'l Fadl Irakî bu hadîse dayanarak Kamer'in ayrılmasının iki kerre olduğunu söyler. Hafız İbn Hacer de bu konuda: "Peygamber'in zamanında inşikakın iki kerre vukuunu kabul eden bir hadis âlimi bilmiyorum." diyor. İbn Kayyim el-Cevziyye de olayın bir kerre meydana geldiğini söylemektedir. İnşikak-ı Kamer hadisesi iki değil, birdir. Ancak bu inşikak esnasında Ay şimşek çakar gibi süratle iki kerre ayrılıp kapanmıştır. Ve iki ayrılış esnasında da Ebu Kubeys veya Hıra Dağı aradan görünmüştür.
    Yukarda belirtildiği gibi "İnşikakı Kamer" olayı, vukû ayet ve hadisle sabit bir olaydır. Değişik yorumlara gitmeden, bildirildiği şekilde kabul etmek gerekir. Bilindiği gibi mucizelerin meydana gelişindeki ana gaye, Allah'ın izni ile onu meydana getiren Peygamber'in, peygamberlik iddiasının ispatıdır. Mucize, günlük olaylar niteliğinde olsaydı, o tür olayları rastgele herhangi bir insan da meydana getirebilirdi. Bu nedenle mucizeleri illa da akılla bağdaştırmaya çalışmanın manası yoktur.
    Cengiz YAĞCI
    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok



SEO by vBSEO 3.6.0 ©2011, Crawlability, Inc.