Hz.Ahmed Muhammed

13 Yıldır sürdürmekte olduğum, Kur‘an tetkikleri esnasında, Kur‘an’ın,her peygamberlere, iki ayrı isimle dikkat çektiğini tesbit ettim.

Şöyle ki: Kur‘an, Kur‘an’da adı geçen her peygambere, bileşik olmayan, çok kere ayrı ayrı, zaman zaman da, belli bir bağlaç (ve) ile birbirine bağlayarak, birlikte kullandığı, iki ayrı özel isimle dikkat çekmektedir.

Örneğin: Birçok kahramanın hayat hikayesini anlatan bir kitap düşünün, kahramanlardan birinin adı, Mehmet Ali olsun. Kitap, Mehmet Ali’den söz ederken, ya sadece Mehmet diye söz etmekte, ya da sadece Ali diye söz etmektedir. Kitap, zaman zaman da, Mehmet Ali’den, “Mehmet ve Ali” diye de söz etmektedir.

Kur‘an, aynı şahsa ait isimleri de yanyana zikrederken, sanki iki ayrı kişiden söz ediyormuşçasına, isimler arasında ve bağlacını kullanmaktadır. İlk bakışta, dil kurallarına aykırı gibi görünen bu durumun,daha sonra açıklayacağımız gibi, Kâlû Belâ veya Dünya öncesi yaşam ile,dünya yaşamı arasındaki, zaman, mekân ve bilinç kaybı dikkate alındığında, dil kurallarına da son derece uygun olduğu anlaşılmaktadır.

Kur‘an’ın, Kur‘an’da adı geçen her peygamberi iki ayrı isimle andığına en somut örnek, son peygamber Hz. Muhammed (a.s)’dir.

«Meryem oğlu İsa da: Ey İsrailoğulları, ben size Allah’ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, Ahmed isminde bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderildim demişti.» (61/6 S. Ateş çevirisi)

Dikkat edilirse, Hz. İsa (a.s), kendisinden yüzlerce yıl sonra gelecek peygamberin isminin Ahmed olduğunu haber vermektedir. Ancak, bu haberi bize veren ayeti de içeren Kur‘an, 3/144, 33/40, 47/2, 48/29, ayetleri ile gelen peygambere Muhammed diye de hitap etmektedir.

Örneğin:

«Muhammed, sizin erkeklerinizden birinin babası değil, fakat Allah’ın elçisi ve peygamberlerin hatemidir. Allah her şeyi bilendir.» (33/40 S. Ateş çevirisi)

Son verdiğimiz ayetle, bir önce verdiğimiz ayetin birbiri ile çeliştiğini zanneden İslam alimleri, “Ahmed” kelimesinin, kelime anlamından esinlenerek, ayet açıkça, “Onun ismi Ahmed’dir” demesine rağmen, “Ahmed” kelimesinin, gelecek peygamberin ismini değil, sıfatını vurguladığını ifade etmişlerdir.

Örneğin, “Ahmed” kelimesi ile ilgili olarak, Sayın Süleyman Ateş’in, Kur‘an-ı Kerim Tefsiri’nde şöyle denmektedir: “Ahmed” kelimesi, iki anlama gelebilir: Fa’ilden mübalağa olarak, Allah’a başkalarından daha çok hamd eden; mef’ul’den mübalağa olarak yüksek ahlakından dolayı başkalarından daha çok övülen demektir. Bu, Hz. Muhammed (sav)’in sıfatıdır.”

Görüldüğü gibi, Sayın Ateş de, geleneksel rivayetlerin tesiriyle selefleri gibi, “Ahmed” kelimesinin, çok hamd eden, çok övülen anlamlarına gelen, Hz. Muhammed’e ait bir sıfat olduğunu söylemektedir

Eğer, Sayın Ateş ve seleflerinin iddialarının bir an doğru olduğunu düşünürsek, ayet, çok hamd eden bir peygamberin geleceğini haber vermiş olur ki, Kur‘an’da bu tür düşük bir ifadenin yer alacağı düşünülemez. Çünkü, bir peygamberin çok hamd edici olacağını, ayrıca vurgulamaya gerek yoktur.

Bize göre, ayetin dikkat çektiği “Ahmed” kavramı Hz. Muhammed’in, Hz. İsa’nın o haberi verdiği tarihte Allah katındaki özel ismi, yani ilk ismidir. Muhammed ise, bilahare yeryüzünde aldığı özel ismi, yani ikinci ismidir.

İslam alimlerinin, “Ahmed” kelimesinin, kelime anlamından esinlenerek, bir sıfat olduğunu iddia etmeleri, insanı derinden yaralayan, çok üzücü bir iddiadır. Çünkü, anlamı olmayan bir kelimenin, herhangi bir dilde yer alması, sosyolojik olarak mümkün değildir. İsimler de bir kelime olduğuna göre, elbette anlamsız değillerdir. Eğer biz, bazı isimlerin anlamlarını bilmiyorsak, bu, o isimlerin esas itibarı ile anlamsız olduklarından değil, bizim, o isimlerin anlamını bilmediğimizden veya o isimlerin anlamının tarih içinde unutulmuş olmasındandır.

Ayrıca, söz konusu ayetin dikkat çektiği Ahmed kelimesinin, bir sıfat olduğu iddia edilirse, aşağıda vereceğimiz ayetin dikkat çektiği, Yahya kelimesinin de bir sıfat olduğunun iddia edilmesi gerekir. Aksi takdirde, Kur‘an’da ifade kargaşasına yol açılmış olur:

«Ey Zekeriyyâ, biz sana bir oğul müjdeleriz, onun ismi Yahya’dır.» (Meryem 19/7)

Ahmed-Muhammed kelimeleri, Allah’a çok hamd eden, Allah’ı çok öven, ortak kelime anlamlarını içeren ve söz konusu ayetin veya Hz. İsa’nın, haber verdiği peygambere ait, iki ayrı özel isimdir. Zaten, her iki kelimenin, aynı peygambere ait, iki ayrı isim olduğunun, en önemli delillerinden biri de, her iki kelime arasındaki anlam benzerliği ile, kelime benzerliğidir.Ahmed Muhammed.

Kur‘an’ın iki peygambere, Hz. Muhammed ve Hz.Yunus’a, iki ayrı isim veya iki ayrı kelime ile veya bir isim bir de sıfatla, diğer peygamberlere tek isim veya tek kelime veya tek sıfatla dikkat çektiğini düşünmek, en azından, Kur‘an’da isim kargaşası olduğunu akla getireceğinden, Kur‘an nizamına uymaz.