
|
|
#1 (permalink) |
|
Düşmanın silahına karşı aynı silahla karşılık verin!
![]() وَأَعِدُّوا لَهُمْ مَا اسْتَطَعْتُمْ مِنْ قُوَّةٍ وَمِنْ رِبَاطِ الْخَيْلِ تُرْهِبُونَ بِهِ عَدُوَّ اللَّهِ وَعَدُوَّكُمْ وَآخَرِينَ مِنْ دُونِهِمْ لَا تَعْلَمُونَهُمْ اللَّهُ يَعْلَمُهُمْ وَمَا تُنفِقُوا مِنْ شَيْءٍ فِي سَبِيلِ اللَّهِ يُوَفَّ إِلَيْكُمْ وَأَنْتُمْ لَا تُظْلَمُونَ "Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın. Bununla ALLAH'ın düşmanını sizin düşmanınız ve onlardan başka sizin bilmediğiniz ALLAH'ın bildiği düşman kimseleri korkutursunuz. ALLAH yolunda ne harcarsanız tam olarak size ödenir hiç haksızlığa uğratılmazsınız" (8 Enfal - 60) Bu ayeti yalın anlamı ile değerlendirirsek bu ayetten şunu anlarız: Her zaman ve her koşulda savaş için besili at bulundurmamız gerekir. Oysa ki bu tanımlamanın gereğini yerine getirmek pratiğe geçirmek bugünün koşulları içinde imkansızdır imkansızlığın ötesinde gereksiz ve anlamsızdır. Öyle ya savaş için at beslemenin şimdi yapılacak savaşta ne yararı olabilir?Bugünün teknolojisinin ürettiği savaş araçları yerine at edinmek bir anlam taşır mı? O zaman bu ayetin bugün için bir geçerliliği yok mu? Zamanla sınırlı olmayan evrensel ve tüm zamanların kitabı olan bir kitabın kimi ayetlerini geçersiz işlevsiz saymanın Kitabın kıyamete kadar geçerli olduğu gerçeği ile çelişmez mi?Bu ve buna benzer ayetler o günün toplumunu bağlıyordu bugün için geçerliliği yoktur dersek bu anlayış kendisi ile beraber Kitabı zamana göre sınırlamak ve bir kısmını geçersiz kılmak demek olmaz mı? Eğer bu ayeti kelime anlamlarına bağlı kalarak değerlendirmek şarttır dersek elbette bu ayetin bugün için hiçbir geçerliliğinin olmadığını kabul etmek zorunda kalırız.O halde bu ayeti nasıl anlamalıyız? Veya bu ayetten ne anlaşılmalıdır? Kur'an'la O'nun ruhuna uygun bir şekilde O'nun mantalitesini kavrayarak bağlantı kurmayan kişi için o'nun mesajı cansız ve donuk kalır. Oysaki Kur'an her zaman canlı aktif ve hareket halindedir. Ondaki bu canlılık şayet insanın "anlayışına" yani ona verdiği anlama yansımazsa o sadece indiği dönemin ve toplumun önünde canlı kalır. Onun dışındaki zamanlarda ve toplumlarda bu canlılığını yitirerek hayat sahnesinden çekilir. Kur'an kendisi ile canlı bağlantı kurulmasını ister.Yani onun bütün sözlerinin anlamı her zaman ve her toplumda etki sahibidir. Sürekli canlıdır. Onda zamanın öldürebileceği söz(anlam) yoktur. Onunla canlı bağlantı kurmak o'nun mesajının içeriğini amacını ve özünü kavramakla olur. İşte bu anlamda Kur'an'la canlı(yaşayan) bağlantı kurabilen insan yukarıdaki ayette verilmek istenen mesajın bütün zamanlan ve toplumları kapsadığım görecektir.Evet bu ayetle anlatılmak istenen gerçek şudur:Savaş için gerekli olan her türlü aracı temin edin/bulundurun. Bu konuda her türlü önlemi alın. Bütün gücünüzle savaşa hazırlıklı olun ki; düşman sizden korksun. Burada gerçekte anlatılmak istenen şey at beslemek değil savaş için gerekli araçları edinmektir.Savaşa hazırlıklı olmaktır. Bu ayet (yalın anlamı île) o günün toplumuna seslenirken; öz(amaç) anlamı ile yani vermek istediği mesajla bütün zamanlara ve tuplumlara seslenmektedir.Yalın anlama takılıp kalmak Kur'an'ın evrenselliğine ve bütün zamanlarda geçerliliğine ters düşer. Elbette ki o günün toplumunu doğrudan muhatap alan vahiy o günün koşullan içinde sahip olunacak en iyi araç olan attan söz ederek "gücünüzün yettiği kadar savaşta araç olarak kullanmak için at bulundurun" diyecekti.Dikkat edilirse amaç savaştır. Savaşa hazırlıktır. At ise araç olarak önerilmektedir. Onun için ayetin gerçek anlamı yani özü(ile) savaş için hangi araçlar geçerliyse gerekliyse onları bulundurmanın temin etmenin gerekliliğidir.Eğer ayet savaş için tanklar toplar savaş uçakları füzeler edinin deseydi bu istek o günün toplumu için garip ve anlamsız bir istek olurdu. Elbetteki bu tür teknolojik silahların bulunmadığı ve ne anlama geldiklerinin bilinmesinin mümkün olmadığı bir toplumda bu araçlardan söz edilmesi hiçbir anlam ifade etmezdi.Doğru olan elbettekı o günün insanlarının kullandıkları araç olan attan söz etmekti. Araç her zaman değişebilir Araç dün attı deveydi kılıçtı; bugün tank top füzedir. Yarın da şu an bizim de bilemediğimiz başka şeyler olabilir.Şayet ayet bugün vahy ediliyor olsaydı at yerine tank veya başka bir şey diyecekti.Fakat gelecek toplumlarda yani tankın ilkel ve kullanılmaz olduğu bir toplumda o toplumun üyeleri de aynı gerekçe ile yani ayet tanktan söz ettiği için bu ayeti işlevsiz sayacak ve anlamsız bulacaktı. Onun için kelimelerin yalın olarak ifade ettiği anlamlara takılıp kalmayarak asıl verilmek istenen mesajı kavramak gerekir.Çünkü Kur'an'a bütün zamanların Kitab'ı olduğu konusunda kesin imanımız var.O halde bu ayeti kelimelerin yalın olarak ifade ettiği anlama göre değil öz/illet anlamı ile esas almalıyız. Böyle olunca da öz (illet/amaç) bütün zamanlarda geçerli ve kapsayıcı olduğundan Kuran her zaman ve koşulda bize yol göstermeye devam edecektir.Araçlar her zaman değişebilir. Ancak amaç (öz) değişmez. Araç dün attı bugün tank yarın da başka bir şey olacaktır.
.Hayat bir uykudur, ölünce uyanır insan; sen erken davran, ölmeden önce uyan! .. |
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
![]() |
Ey müslümanlar!. Ey İslâm diyarının sahipleri, savunuculan (onlara karşı) o din, vatan düşmanlariyle savaşta bulunabilmeniz için, fedakârlık ediniz, (gücünüzün yettiği her kuvvetten) her türlü harp vasıtalarından (ve bağlı atlardan) saldırıyı sağlayacak, düşmanı dehşete düşürecek nakil vasıtalarından (hazırlayınız) bu hususta kusur göstermeyiniz. Çünki (bununla) bu kuvvet ile veya bu harp vasıtalariyle (Allah Teâlâ'nın düşmanını ve sizin düşmanınızı) korkutmuş olursunuz ki, bunlar vaktiyle Mekke'i Mükerreme'deki müşrikler ile diğer İslâmiyet düşmanlarından ibarettir. (Ve onlardan başkalarını) da korkutmuş olursunuz ki, bunlarda münafıklardan, İslâmiyet'e karşı gizlice düşmanlıkta bulunan dinsizlerden veya Yahudi'ler ile Mecusi'lerden ibarettir. Evet
. Ey müslümanlar!. Aleyhinizde bulunan bir takım kimseler de vardır (ki, bunları siz bilmezsiniz) çünki onlar etrafınızda bulunurlar, size dost görünürler, kalplerindeki düşmanlığı gizlemiş olurlar. Fakat bunları (Allah Teâlâ bilir) siz herhalde kendinize düşen vazifeyi yapınız, lâzım gelen kuvvetleri hazırlayınız, bununla o açık ve gizli düşmanlarınızı (korkutursunuz) da artık size karşı cephe almaya cesaret edemezler, İslâm yurduna saldırmaya kalkışamazlar. Size karşı dost görünmeğe çalışırlar, bir kısmı da cizye vererek itaatkâr bir vaziyet almış olur. Hatta bu sayede bir kısmının İslâmiyet'i kabul etmesi de düşünülebilir. Ve bu gibi vâsıtaların mevcudiyeti İslâm yurdunun kuvvetini, ziynetini, medeniyet hayatındaki ilerlemesini dost ve yabancılara göstermiş bulunur. Binaenaleyh bir ilerleme dinî, bir yücelme ve fazilet dini olan İslâmiyet, müntesiplerine böyle maddî ve manevî mühim vâsıtaların hazır edilmesini emretmektedir. Müslümanlıkta boş durmak, medenî vasıtalardan mahrum olmak, düşmanlara karşı miskince bir vaziyete düşmek kesinlikle yasaktır. Kur'an'ı Kerim'in nasıl ebedî bir mucize olduğuna bakmalıdır ki, bu âyeti kerime'nin inişi zamanında en malûm, en gerekli silâh, kılıçtan, kamadan ibaret bulunuyordu. Bu âyeti kerime de ise bunları hazırlayın diye emir olunmuyor, bilâkis "gücünüzün yettiği kadar kuvvet hazırlayınız" diye emir olunuyor. Kuvvet tabiri ise bugünkü bütün harp vasıtalarına şamildir. Meselâ: Topları tüf ekleri, uçakları, otomobilleri, zırhlıları, tanklan, atomları ve diğerlerini de kapsamaktadır. İşte bu da bir Kur'ânî harikadır ki, bu müslümanlara gelecekte ortaya çıkacak her türlü harp vasıtalarının hazırlanmasını emretmiş, böyle vâsıtaların vücude geleceğine işarette bulunmuştur. Binaenaleyh müslümanlara düşen vazife de bu hususta her türlü fedakârlıklarda bulunmaktır. (Ve) Ey müslümanlar!, (her neyi ki. Allah yolunda infak ederseniz) yurdunuzun savunulması ve korunması için bu gibi harp vasıtalarını hazırlamaya nekadar çalışır, yardımda bulunursanız mutlak biliniz ki (size) karşılığı (tamamen ödenir) bunun maddî ve manevî mükâfatını elbette görürsünüz, (ve siz asla zulme uğratılmazsınız) yaptığınız harcama boş yere zâyolup gitmez sizler de zarara uğramış bulunmazsınız. Güzel niyete bağlı olan hizmetinizin elbette sevabını, mükâfatını görürsünüz. Artık ey müslümanlar!. Hak yolunda yapılacak yardımların, hizmetlerin ne kadar mühim, mutluluk verici olduğu belli olmuş oluyor. Cenâb-ı Hak, hepimizi bu gibi güzel vazifeleri yerine getirmeğe muvaffak buyursun, âmin .
.Hayat bir uykudur, ölünce uyanır insan; sen erken davran, ölmeden önce uyan! .. |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
♥ ♥ ♥ єℓiƒ ♥ ♥ ♥
![]() |
Yani
onun bütün sözlerinin anlamı her zaman ve her toplumda etki sahibidir. Sürekli canlıdır. Onda zamanın öldürebileceği söz(anlam) yoktur. Onunla canlı bağlantı kurmak o'nun mesajının içeriğini amacını ve özünü kavramakla olur. İşte bu anlamda Kur'an'la canlı(yaşayan) bağlantı kurabilen insan yukarıdaki ayette verilmek istenen mesajın bütün zamanlan ve toplumları kapsadığım görecektir.evet cok anlamlı bir konu razı olsun bazı kişiler kuranın emirlerini değiştiriyor hangi çağda yaşıyoruz diyor halbuki kuran her çağda gecerlidir.duanızada içten amin diyorum razı olsun
Yüzü Dost,Özü Düşmandan usandım,Dili Mümin Kalbi Şeytandan usandım,Dostum, Herkesin Kahrı Çekilirde Ben DAVASIZ MÜSLÜMAN dan usandım... Dava muvaffak olsunda varsın bizim yerimiz caminin papuçluğu olsun...(Süleyman Hilmi Tunahan) ![]() |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Rep alın verin sitenize can verin | ZeLaL | Serbest Kürsü | 2 | 01-07-2010 13:14 |
| Ezanla Dalga Geçti o,Hadi tepki verin,verin ama NASIL!.. | buket 58 | Serbest Kürsü | 1 | 01-03-2010 17:59 |
| Şevkat karşılık istemez!!! | *Nazenin* | İslamda Kadın ve Erkek | 0 | 08-01-2009 18:13 |
| <<<silahına AşıK olursun>>> | HakkYolunda | Serbest Kürsü | 3 | 07-28-2008 00:36 |